7 Nisan 2007: Bir güvenlik görevlisi, Bitlis’te mayına basması neticesinde şehit
oldu.
8 Nisan 2007: Bingöl-Yayladere’de teröristlerin açtığı ateş sonucu bir askerimiz
şehit oldu. Aynı gün aynı ilçede çıkan çatışmada üç güvenlik görevlisi daha
hayatını kaybetti..
16 Nisan 2007: Tunceli’nin Hozat ilçesinde teröristlerin açtığı ateş sonucu bir
güvenlik görevlisi şehit oldu.
21 Nisan 2007: Bingöl’ün Genç ilçesinde çıkan çatışmada bir güvenlik görevlisi
şehit oldu.
23 Nisan 2007: Şırnak’ta çıkan çatışmada bir askerimiz şehit oldu. Aynı gün
Hatay Hassa’daki diğer bir çatışmada da bir şehit verdik
25 Nisan 2007: Şırnak’ta mayına basan bir asker ağır yaralandı. Bütün tıbbî
girişimlere rağmen kurtarılamadı ve şehit oldu.
26 Nisan 2007: Bitlis’te bir güvenlik görevlisi mayına basarak şehit oldu.
27 Nisan 2007: Şırnak Silopi’de teröristlerin açtığı taciz ateşi nedeniyle bir
güvenlik görevlisi şehit oldu. Aynı gün Doğubeyazıt’ta çıkan çatışmada da bir
güvenlik görevlimiz hayatını kaybetti.
3 Mayıs 2007: Diyarbakır Lice’de terör örgütü mensuplarının açtığı ateş sonucu
üç güvenlik görevlisi şehit oldu. Aynı gün Hakkari Çukurca’da mayın patlaması
neticesinde bir güvenlik görevlimiz daha şehit oldu.
5 Mayıs 2007: Şırnak’ta teröristler tarafından açılan ateş sonucu iki asker
şehit oldu.
15 Mayıs 2007: Diyarbakır Dicle’de mayın patlaması sonucu iki güvenlik görevlisi
şehit oldu.
18 Mayıs 2007: Diyarbakır Lice’de mayına basan bir güvenlik görevlisi şehit
oldu.
24 Mayıs 2007: Şırnak Güçlükonak’ta mayın patlaması sonucu oluşan kazada altı
güvenlik görevlisi şehit oldu.
29 Mayıs 2007: Hakkari Çukurca’da mayın patlaması sonucu bir güvenlik görevlisi
şehit oldu.
4 Haziran 2007: Tunceli’nin Pülümür ilçesinde karakola yapılan baskın sonucu
yedi askerimiz şehit oldu.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin internet sayfasında verilen bu bilgilere göre, sivil
kayıplar dışında son iki ayda verdiğimiz şehit sayısı 38.
Üzerinde düşünmeye değer bir konu: Nedir bu 38? Sayı mı? Bu olayların
gerçekleşmesi ile ne sonuca varıyoruz acaba; ülke nüfusunun 38 kişi azaldığına
mı? Yoksa bu 38 kişinin vefatı seçim listelerini etkilemediği için kayda değer
bulunmamalı mı?
Efendiler ve hanımefendiler, mevzu bahis sayı bir istatistikten ibaret değildir.
Kaybolan değerlerimiz rakamlar ve harfler değil, canlardır. Yüreklere od
düşüyor, ocaklar sönüyor. Analar evlatsız, çocuklar babasız, kadınlar kocasız,
sevgililer sevgisiz kalıyor. Yeter!
Atatürk’ün manevi mirası korkaklık mıdır? Atatürk’ün bize öğrettiği yol,
beklemek midir? Memlekette ağızlardan düşmeyen “Atam izindeyiz” sözünün bir kez
olsun yürekten söylenerek eyleme konulduğunu görmek için daha kaç ömür gerekir
bize?
Vatan millet aşkına, Allah aşkına, her gün tükendiğimizi görmüyor musunuz ey
Ankara’nın göbeğindekiler? Gün geçtikçe eriyoruz, kaybediyoruz, tükeniyoruz. Biz
gözlerimizi açtığımız vakit, kahpece pusulara, mayınlara kurban giden hayatlar,
harcanan ömürler, acılar içindeki şehit yakınları ve tedirgin bir millet
görüyoruz. Yoksa siz bizim baktığımız yerde başka şeyler mi görüyorsunuz? Her
şey güllük gülistanlık da biz acizler, biz sıradan vatandaşlar yaşananları
ısrarla yanlış mı anlıyoruz?
38'in öncesinde 37 varsa, sonrasında da 39 vardır. Bir can daha vermeye
tahammülümüz kalmadı. Bu iş ya çözülecektir, ya çözülecektir. Türk milleti bu
kalleş teröristleri yok etmek için değil Kuzey Irak’a, gerekirse Amerika’nın
göbeğine dahi girecek kadar gücü ve azmi kendisinde görmektedir.
Bir Türk genci olarak açıkça belirteyim: Amerikalılar’ın onayı umurumda değil.
Uluslararası yasal prosedür umurumda değil. Muhtemel dış baskılar, insan hakları
iddiaları, diplomatik çözümler ve dahi Meclis'in alması gereken karar umurumda
değil!
Binlerce cana kıyan bu vahşiler hayatta kaldığı sürece, şehitlerin kanları bu
devlete haramdır. Bunun vebalini çekmek isteyen çeker, biz kabul etmiyoruz.
Tanrı Türk’ü Korusun!
Türk Şad
5 Haziran 2007