38




7 Nisan 2007: Bir güvenlik görevlisi, Bitlis’te mayına basması neticesinde şehit oldu.

8 Nisan 2007: Bingöl-Yayladere’de teröristlerin açtığı ateş sonucu bir askerimiz şehit oldu. Aynı gün aynı ilçede çıkan çatışmada üç güvenlik görevlisi daha hayatını kaybetti..

16 Nisan 2007: Tunceli’nin Hozat ilçesinde teröristlerin açtığı ateş sonucu bir güvenlik görevlisi şehit oldu.

21 Nisan 2007: Bingöl’ün Genç ilçesinde çıkan çatışmada bir güvenlik görevlisi şehit oldu.

23 Nisan 2007: Şırnak’ta çıkan çatışmada bir askerimiz şehit oldu. Aynı gün Hatay Hassa’daki diğer bir çatışmada da bir şehit verdik

25 Nisan 2007: Şırnak’ta mayına basan bir asker ağır yaralandı. Bütün tıbbî girişimlere rağmen kurtarılamadı ve şehit oldu.

26 Nisan 2007: Bitlis’te bir güvenlik görevlisi mayına basarak şehit oldu.

27 Nisan 2007: Şırnak Silopi’de teröristlerin açtığı taciz ateşi nedeniyle bir güvenlik görevlisi şehit oldu. Aynı gün Doğubeyazıt’ta çıkan çatışmada da bir güvenlik görevlimiz hayatını kaybetti.

3 Mayıs 2007: Diyarbakır Lice’de terör örgütü mensuplarının açtığı ateş sonucu üç güvenlik görevlisi şehit oldu. Aynı gün Hakkari Çukurca’da mayın patlaması neticesinde bir güvenlik görevlimiz daha şehit oldu.

5 Mayıs 2007: Şırnak’ta teröristler tarafından açılan ateş sonucu iki asker şehit oldu.

15 Mayıs 2007: Diyarbakır Dicle’de mayın patlaması sonucu iki güvenlik görevlisi şehit oldu.

18 Mayıs 2007: Diyarbakır Lice’de mayına basan bir güvenlik görevlisi şehit oldu.

24 Mayıs 2007: Şırnak Güçlükonak’ta mayın patlaması sonucu oluşan kazada altı güvenlik görevlisi şehit oldu.

29 Mayıs 2007: Hakkari Çukurca’da mayın patlaması sonucu bir güvenlik görevlisi şehit oldu.

4 Haziran 2007: Tunceli’nin Pülümür ilçesinde karakola yapılan baskın sonucu yedi askerimiz şehit oldu.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin internet sayfasında verilen bu bilgilere göre, sivil kayıplar dışında son iki ayda verdiğimiz şehit sayısı 38.

Üzerinde düşünmeye değer bir konu: Nedir bu 38? Sayı mı? Bu olayların gerçekleşmesi ile ne sonuca varıyoruz acaba; ülke nüfusunun 38 kişi azaldığına mı? Yoksa bu 38 kişinin vefatı seçim listelerini etkilemediği için kayda değer bulunmamalı mı?

Efendiler ve hanımefendiler, mevzu bahis sayı bir istatistikten ibaret değildir. Kaybolan değerlerimiz rakamlar ve harfler değil, canlardır. Yüreklere od düşüyor, ocaklar sönüyor. Analar evlatsız, çocuklar babasız, kadınlar kocasız, sevgililer sevgisiz kalıyor. Yeter!

Atatürk’ün manevi mirası korkaklık mıdır? Atatürk’ün bize öğrettiği yol, beklemek midir? Memlekette ağızlardan düşmeyen “Atam izindeyiz” sözünün bir kez olsun yürekten söylenerek eyleme konulduğunu görmek için daha kaç ömür gerekir bize?

Vatan millet aşkına, Allah aşkına, her gün tükendiğimizi görmüyor musunuz ey Ankara’nın göbeğindekiler? Gün geçtikçe eriyoruz, kaybediyoruz, tükeniyoruz. Biz gözlerimizi açtığımız vakit, kahpece pusulara, mayınlara kurban giden hayatlar, harcanan ömürler, acılar içindeki şehit yakınları ve tedirgin bir millet görüyoruz. Yoksa siz bizim baktığımız yerde başka şeyler mi görüyorsunuz? Her şey güllük gülistanlık da biz acizler, biz sıradan vatandaşlar yaşananları ısrarla yanlış mı anlıyoruz?

38'in öncesinde 37 varsa, sonrasında da 39 vardır. Bir can daha vermeye tahammülümüz kalmadı. Bu iş ya çözülecektir, ya çözülecektir. Türk milleti bu kalleş teröristleri yok etmek için değil Kuzey Irak’a, gerekirse Amerika’nın göbeğine dahi girecek kadar gücü ve azmi kendisinde görmektedir.

Bir Türk genci olarak açıkça belirteyim: Amerikalılar’ın onayı umurumda değil. Uluslararası yasal prosedür umurumda değil. Muhtemel dış baskılar, insan hakları iddiaları, diplomatik çözümler ve dahi Meclis'in alması gereken karar umurumda değil!

Binlerce cana kıyan bu vahşiler hayatta kaldığı sürece, şehitlerin kanları bu devlete haramdır. Bunun vebalini çekmek isteyen çeker, biz kabul etmiyoruz.

Tanrı Türk’ü Korusun!

Türk Şad

5 Haziran 2007