|
AKP'NİN KAPATILMASI LÂZIMDIR |
Gelinen süreçte açıkça görülmektedir ki AKP, ülke yönetiminde birlik ve
bütünlüğü sağlayıcı bir rol üstlenmekten ziyade, baskı ve güç kullanarak
insanlara istediğini yapma/yaptırma yoluna gitmiştir. Bu yüzden kapanma olayı
şaşırtıcı olmasa gerekir. Çünkü kendileri, her fırsatta hak ve hukuktan
bahsetmekteler. Hakkın ve hukukun yerine gelmesi ve hakkıyla uygulanabilmesi
için de yaşasaydı bugün Neron gibi bir diktatöre bile sorsak sanıyorum AKP’nin
kapatılması gerektiğini söyleyecekti. Çünkü aklın yolu birdir.
Önceki yazılarımızda sürekli belirttiğimiz bir şeyi tekrar edelim; AKP geçmişi
çok çabuk unutuyor. 28 Şubat süreci, cumhuriyet tarihi boyunca cumhuriyet
karşıtlarına ders niteliğinde bir olaydır. Bu ülkede cumhuriyete ve onun
kazanımlarına karşı çıkan herkes 28 Şubat tarihini hafızasında tutmalı ve buna
göre cumhuriyete asla muhalefet olunamayacağını beynine nakşetmelidir. Yoksa bu
yolda bir çok emek harcadığı hâlde bunların boşa gitmesi kaçınılmaz olacaktır.
AKP’nin kapatılmasını haksızlık olarak değerlendirenler elbette büyük bir
yanlışlık içindedirler. Demokratik bir ülkede her birey, grup, platform vs.
özgürce fikirlerini ifade edebilir. Fakat her özgürlüğün bir hududu vardır ve
sınırsız özgürlük nitekim sadece hayvanlarda olan bir hâldir.
İddianamede zaten her şey, yaşanan tüm olaylar açıkça bildiriliyor. Bir
partinin, bu kadar açık bir şekilde irtica yuvasına dönüştüğünü tarih
kaydetmemiştir. Kömür, ekmek ve zeytin dağıtarak topladıkları oylara fazla
güvenen ve kendisini dev aynasında görenlerin uğradıkları bu hüsran ne ilktir ne
de son. Çünkü Mustafa Kemal’in, yüce Türk Milleti’nin ordusu geçmişte de görev
başındaydı, bugün de görev başındadır. Onu, görevini yapmaktan hiç kimse
alıkoyamayacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti bir devrim neticesinde kurulmuş bir devlettir. Ve her
devrim, kendini koruyan güçlerle varlığını sürdüren. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün
yaptığı bu devrimin koruyucusu da Türk Milleti adına yüce Türk Ordusu’dur. Türk
Ordusu’nun görevi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni iç ve dış tehditlerden korumak
ve kollamaktır. Tehlikenin farkına varmak hususunda keskin zekasıyla Türk
Ordusu, neyin, ne zaman ve ne derece zarar olduğunu tespit ve müdahale etmekte
eşsizdir. O’nun, dünyanın en büyük ve güçlü ordusu oluşunun sebeplerinden biri
de herhalde işte budur.
Herkes, yaptıklarının bedelini er ya da geç ödemeye mahkumdur. Hatırlarsanız bir
zamanlar bu ülkede, hatta bu milletin Meclisinde Merve KAVAKÇI diye bir zat
vardı. Laik düzenin en korkunç düşmanlarından olan bu kişi, yıldızının parladığı
dönemde herkes tarafından “yenilemez” olarak görülüyordu. Peki ne oldu? Bugün
esamesi okunmuyor. Hatta adı bile unutuldu. Fakat o zaman ona karşı çıkıp
laikliği savunanlar bugün hâlâ varlar ve yaşıyorlar. Bu örneklemeden
çıkartılması gereken sonuç şudur ki; bu ülkede laikliğe karşı tavır koyanlar,
şüphesiz bir gün hüsrana uğrayacaklardır. Oysa edebi olan Ulu Önder Mustafa
Kemal ATATÜRK’ün yaptığı inkılaplardır. Onlara karşı çıkanın muvaffak olma şansı
yoktur.
Dert edilen bir diğer husus da AKP’nin %50’ye yakın oy almasıdır. Bunca oy alan
bir partinin kapatılması demokrasiye vurulan bir darbeymiş. Öncelikle
demokrasiyi, daha düne kadar “hem laik hem Müslüman olunmaz” diyenlerden ve
böyle diyenlerin peşinden gidenlerden öğrenecek değiliz. Fakat zaten fazla oy
almak insana hukuk dışı davranma hakkını vermez ki. Belli yasalar ve kanunlar
vardır. Bunun dışına çıkan her kim olursa olsun karşılığını kesinlikle
bulmalıdır. Eğer bulmazsa hukuk dışı davranılmış olur ve bir hukuk devletinde
asla olmaması gereken bir iştir bu.
Eğer oyla birlikte hukuk dışı davranışlarda bulunma hakkı da kazanılıyorsa,
tarihin önde gelen diktatörlerini kınamamak lazımdır. Bilmek lazım ki en büyük
ve kanlı diktatörler de hep seçimle işbaşına gelmişlerdir. Bugünkü çağdaş ve
medeni ülkeleri o zamanki iptidai ülkelerle karşılaştırmıyorum, sadece teşbih
yapıyorum. E teşbihte de hata olmaz.
Anlaşılmaktadır ki hukukun üstünlüğü herkes kabul etmedikçe muasır medeniyetler
seviyesine yükselmemiz mümkün değildir. Adaletin olmadığı yerde anarşinin olması
kaçınılmazdır. Eğer birisi veya birileri, hukuk dışı davranışlarda
bulunmuşlarsa, karşılığında mutlaka gerekli yaptırımı görmeleri gerekir. Aksi
hâlde insanın hukuka, dolayısıyla da adalete olan güvenleri azalacak.
Ben en çok neyi merak ediyorum biliyor musunuz? Bu şimdilerde bir numaralı
AKP’li kesilenler, yani kraldan çok kralcı olanlar acaba AKP kapatılırsa ne
yapacaklar? Mertçe AKP’nin arkasında durup kaderini paylaşacaklar mı?
Sadece bu bile kimin sayısının daha çok olduğunu gösteriyor. Oy sayısıyla
olmuyor bu iş. Zaten son yapılan seçime karıştırılan hileler artık ağızdan ağza
dolanır oldu. Hem zaten düşününce; madem bu AKP bu kadar oy alıyor, hani nerede
o oyları veren insanlar? Neden hiç biri çıkıp da AKP’nin kapatılmasına karşı
çıkmıyor? Neden tepki göstermiyor?
Zaman! En dürüst katiptir. Bakalım o bize neler gösterecek…
Buğra Şad
30 Nisan 2008