|
ÇEKİN ELLERİNİZİ! |
Hakkari, çevre duyarlılığı ve
vatandaşlık hakları konusunda ilginç bir eyleme sahne oldu. Çevrenin
temizlenmesi, çöplerin toplanması ve diğer temizlik görevlerinin belediye
tarafından yerine getirilmediğini iddia eden ve bu hizmetler için vergi
ödediklerini hatırlatan askerler, sivil kıyafetler içerisinde Hakkari'de çevreyi
temizledir, çöpleri topladılar. Grubun taşıdığı bir pankartta "Belediye,
bölücülük yapma, işini yap" yazısı yer aldı. Böylece bizler de son derece
çağdaş, ilkeli bir eylemi dünya gözüyle ülkemizde seyretmiş olduk.
Bu eylemin yapıldığı şehrin "bizim" ülkemiz olduğu hususunda bizimle aynı görüşü
paylaşmayan insanlar var elbette. Ancak bu eylemin yerindeliği konusunda da
farklı görüşte olduğumuz insanların bulunması biraz şaşırtıcı. Zira, Hakkari
Belediye Başkanvekili İsmail Akboğa ilgimizi çeken bir söylemde bulundu:
"Hakkari'nin 7 kilometre uzağındaki tugay askerlerinin sivil giydirilip şehir
merkezine güya çöpleri toplamak için getirilmesi çok gülünç durumdur. Bu şekilde
karar alan, uygulayan ve uygulatan provokasyon yaratmak istemiştir. Hakkari
halkı bu provokasyona gelmemiştir. Kampanyalarına sadece kendilerine şeker
verilen birkaç çocuğu katabilmişlerdir. Dünkü olayda özellikle 'Belediye
Bölücülük Yapma, İşini Yap' pankartının taşınması gösterinin çevre temizliği
gösterisi olmadığını ortaya koymaktadır"
Duyarlı bir Türk vatandaşı olarak bu sözlerin her kelimesine tek tek baktım.
Gözüme takılan, ilk olarak, "gülünç" sözcüğü oldu. Şimdi bunu sona saklayarak
"provokasyon" meselesine gelelim. Belediye Başkanvekilliği makamı zannımca
askere provokatör demek yetkisini içeriğinde barındırmaz. Ancak bütün olanlardan
sonra bu konuda da farklı görüşlere rastlarsam, hiç şaşırmayacağım. Akboğa, Türk
askerini açıkça provokatör olmakla itham ediyor. Hakkari halkını(?) provoke
etmeye çalışan(!) Türk askerlerine de kendilerine şeker verilen çocuklardan
başka katılan olmamış. Mevzu çevre temizliği iken bu durum bizce garipsenecek
bir durum değildir. Garipsenecek olan nereden cesaret aldığı belli olan bazı
şahısların Türk yurdunda Türk askerine dil uzatabilmesidir. Ve işin aslı,
"gülünç" olan da tam olarak budur.
Türkiye Cumhuriyeti'nin var oluşunun garantisi olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin
mensupları, yüksek rütbeli-düşük rütbeli ve hatta rütbesiz olarak ayırt
edilmeksizin parça parça suçlanıyor. Yaşadığımız ilgili-ilgisiz her olay da bu
suçlama-karalama kampanyasının bir parçası haline getiriliyor. Askerimiz artık
çöp toplasa kabahat oluyor. Ne mümkün ki vatanı savunacaklar da
suçlanmayacaklar.
"Moda'nın kalbi" her zamanki gibi Avrupa'da atıyor. Türk ordusuna saldırı modası
salgın bir hastalık gibi batıdan esen rüzgarlarla girdiği yurdumuzda dirençsiz
bünyelere hızla sirayet etmekte. TESEV'in askerlere yönelik "İtaat etmeyin,
sorgulayın." önerisi... AB'den gelen tehditvari açıklamalar, eleştiri boyutunu
aşan eleştiriler, iftiralar, "yan gelip yatma" lar ve nihayetinde çöp toplama
suçu(!) ile provokatörlük yalanı... Hepsi, evet hepsi, hedefinde bulunan
ordumuza ardı ardına darbeler vurmaya devam ediyor. Yahut, öyle olduğunu
zannediyorlar. Geçirdiği sayısız fırtınadan sonra, pis nefesleri ile üfleyerek
bu kutsal kurumu, TSK'ni devirebileceklerini zannedenler, sürekli hareket
halinde. Biz de nefeslerinin kesileceği zamanı bekliyoruz.
Bütün bu açıklamalarla mı yıkacaksınız Türk ordusunu? Yoksa dağdaki serserilerle
mi? Avrupalı dostlarımızın(!) güya bireysel eleştirileri yetecek mi bu amaca
ulaşmaya? Yollara döşenmiş birkaç mayın ile basında yer alan bir takım mektuplar
mı 2215 yıllık süreci tersine çevirecek?
Kabul edin beyler; gülünçsünüz! Kimsenin olamadığı kadar gülünçsünüz. Korkarım
ki tüm bu hayallerden uyanışınız, pek hayırlı olmayacaktır.
Şimdi çekin o ellerinizi askerimizin üzerinden! Bu milletin, askerine dil
uzatanlara zerrece tahammülü kalmamıştır. Evliya sabrı gösteren Türk milletini
daha fazla zorlamayın. Sonunda, kopacak fırtınalarda bir dağ gibi ayakta kalan
yine Türk ordusu olurken, yerlere serilenlerin kimler olacağı da aşikârdır.
Uzattınız, yeter artık!
Türk Şad
25 Eylül 2006