|
TÜRK KARŞITI CEPHE FAALİYETLERİ VE DERİN MEDYA |
Türkiye’de son gelişmeler gösteriyor ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Türk’ün karşısında, millî değerlerin karşısında eski devirlerde görülen
yapılanmalara benzeyen, bu yapılardan biraz da farklı olan şer bir cephe
oluşmuştur. Bu şer cephe, tek bir görüşü, eğilimi barındırmıyor. Türk karşıtı bu
cephe; Marksist-Leninist, aşırı solcu, yeni liberalist, yeni İslamcı, ikinci
cumhuriyetçi, azınlık psikolojisi ile hareket eden, etnik milliyetçi, ırkçı bir
cephe… Bu tehlikeli yapılanmanın üyeleri, görüş farklılıkları olmasına rağmen
ulus devletin ortadan kaldırılması, Türklüğün yıpratılması amacında birleşerek
değişik yöntemlerle saldırılarına başladı. Dış güçlerce desteklenen, güçlü medya
organlarına, ekonomik örgütlere, dış bağlantılı sivil toplum örgütlerine,
derneklere, vakıflara ve zengin maddi kaynaklara sahip olan bu şer cephenin,
‘işadamı, patron, gazeteci, yayıncı, aydın, siyasetçi, yazar’ maskeli üyeleri
Türk’ün savunucusu olan Türkçülere, Türk milliyetçilerine karşı planlı, şiddetli
bir saldırı başlattılar. Türkçülerin güçlü varlığından dolayı ulus devletin
kolay bir şekilde ortadan kaldırılamayacağını anlayan bu yapı, şimdilerde
saldırılarını daha da arttırarak yola devam ediyor.
Doğrudan nefretten, intikam duygularından, Soğuk Savaş hatıralarından beslenen
bu gruba karşı Türklerin savunma maksatlı bir yapılanma kurması çok doğaldı. Ki
beklenen oldu, Türkler de kendilerine karşı yürütülen bu planlı saldırıya karşı
koymak için ortak paydalarda birleşir oldular. Bu ortak paydalar; Türklük,
Türklük değerleri, ulus devletin devamlılığı, milletin varlığı oldu. Türklerin
bu yeni yapıda önder olarak benimsedikleri, fikirlerine gün geçtikçe daha da
önem verdikleri lider Atatürk’tür. Atatürk’e karşı yapılan sistemli saldırının
kaynağı da budur. Aslına bakarsanız Kuvayi Milliye’nin dün de düşmanları vardı.
Bugün bahsini ettiğimiz bu şer cephenin bugünkü üyeleri de o günkü Damat
Ferit’in, Ali (Artin) Kemal’in, milli varlığa düşman isyancıların yeni kuşak
temsilcileri… Atatürk’e, fikirlerine, devrimlerine karşı olanlar, Türk
olmayanlar, Türklüğe düşmanlık besleyenler bugünkü şer cephede yerlerini
aldılar. “Türkiye’de milliyetçilik yükseliyor” söylemlerinin kaynağı olan
gelişmelerden birkaçı budur. Bunun dışında içte-dışta devletin etkinliğinin
zayıflatılması, başarısız hükümet faaliyetleri, sonu olmayan AB sürecinin
dayatılması, AB’nin isteklerinin tartışmasız kabul edilmesi, ekonominin tamamen
dış denetime bırakılması, önemli kurumların yabancı sermayeye peşkeş çekilmesi,
milli kuruluşların bu yolla yabancılaştırılması, teslimiyetçi yönetim anlayışı,
Kıbrıs’taki dayatmalara karşı yürütülen pasif siyaset, Kıbrıs’a yönelik zarar
amaçlı örtülü operasyonlar, Kerkük konusunda Türkleri dışlayan gaspçı anlayışa
ve Türklerin katline seyirci kalınması, Irak’ın kuzeyindeki hareketlilik,
istenmeyen yapıların belirginleşmesi ve bunların Türkiye’yi tehdit etmesi,
gelişmelere hükümet yetkililerinin seyirci kalması, teröristlere yönelik
çıkarılan af yasaları ile cezaevlerindeki teröristlerin dağa taşınması, terör
örgütüne karşı etkin mücadele edilmesi yerine koordinatörlük aldatmacasıyla
Türkiye’nin oyalanması, terör örgütüne sağlanan lojistik, siyasi desteğin devam
etmesi, üniter yapıya saldırıların artması, federasyon sözlerinin sıkça dile
getirilmesi, ekümeniklik tartışması, patrikhanenin hükümet destekli yasa dışı
faaliyetleri, Karadeniz’deki gelişmeler, BOP eşbaşkanlığı ısrarı,
ABD-İsrail-İngiltere’nin bölgesel plan, projelerine hükümetin dahil olması, Türk
menfaatlerinin dikkate alınmaması, alt kimlik-üst kimlik- Türkiyelilik
tartışmaları, Türk milletini kurucu-asli unsur olmaktan çıkarma çabaları, artan
yolsuzluk- hükümet kadrolaşması, Türklüğe yapılan açık-kapalı saldırılar gibi
gelişmeleri de ekleyebilirsiniz.
Türkler, tehlikede gördükleri milli varlıklarını, kurucusu oldukları, sahibi
oldukları ulus devleti korumak, milli varlığa, ulus devlete yapılan sistemli
saldırılara karşı koymak için hareketlendiler. İşte bu hareketlilik, Türklerin
hızla teşkilatlanması ve güçlenmesi,
emperyal güçlerin desteklediği şer cephede rahatsızlık uyandırdı. Gayelerine
ulaşmanın zorlaştığını gördüler. Sahip oldukları kuruluşlar ve medya organları
ile bu Türk direnişini zayıflatmaya, bu yapılanmayı karalamaya başladılar. Bu
rahatsızlık öyle boyutlara ulaştı ki, ABD’nin kucağında oturan bir zat bile
bulunduğu yerden talimat ve temennilerde bulundu. Ne diyordu bu malum şahıs:
“Ulusalcı dalgayı aşacağız” Bu açıklamadan sonra kimse de sormadı; “Bu bahsi
edilen dalga, neden bu kesimleri rahatsız etmişti?”, “Bu kesimlerce bu dalga
neden aşılmak isteniyor?”, “Bu dalga nasıl aşılacaktı, aşmak için ne
yapılacaktı?”, “Aşılan dalgadan sonra nereye ulaşılmak isteniyordu, asıl hedef
ne idi?”… Bu sorular sorulmadı, cevapları aranmadı.
Türklüğü, ulus devleti hedef alan bu şer cephe, derinliği olan büyük bir çete
aslında… Görünmeyen tarafları, bilinmeyen ilişkileri, görünen taraflarından,
bilinen ilişkilerinden daha karışık… Türk düşmanı kişi ve gruplarla, dış
odaklarla bağlantıları, karanlık ilişkileri var. Bu yüzden Türkiye'de çok çirkin
işler oluyor. Hatırlayın geçmişte yaşanan olaylarda Türk milliyetçilerini
karalama amaçlı kasıtlı, asılsız iddialar taşıyan yayınlar yapıldı. Hatta
birileri, hayatında ikinci kere görüşmemiş, ayak üstü sohbet etmiş kişileri dahi
çete olarak tanıttı. Bu kişilerin tek ortak özelliği milli hassasiyeti yüksek
kişiler olmalarıydı. Bir şekilde elde ettikleri fotoğraflarla yorumlar yaptılar,
bu kişileri birlikte hareket ediyormuş gibi gösterdiler. Karalama kampanyası
başlattılar. Sonra söylenenlerin hiçbirinin doğru olmadığı ortaya çıktı. Yöntem
şu; önce çamur atılıyor, bir yaygara koparılıyor. İddialar doğru değilmiş ne
gam? Maksat; izi kalsın, milliyetçiler yara alsın.
Bir tane örnek verdim. Türkiye'de birileri harıl harıl çete, organize bir örgüt
arıyor. Aslında Türkiye'yi tehdit eden, en büyük, en organize çalışan örgüt
bahsini ettiğim şer cephenin amiral gemisi olan medyadır. Evet, Türkiye'nin
çetesi, bir kısım medya.. Öyle tehlikeli bir yapılanma ki, Türkiye'de istediğini
rezil, istediğini vezir yapabiliyor. Bir yerlerden aldıkları talimatla aynı anda
aynı şeyleri yazıp, aynı şeyleri savunabiliyorlar. A gazetesi A tv.sinde, B
gazetesi B tv.sinde çalışmaları hiçbir şeyi değiştirmiyor.. Karga sürüsü
gibiler.. Birisi "gak" dedi mi, hepsi birden "gaklamaya" başlıyor. Devletle
sorunları var. Milletle sorunları var. Psikolojik harp merkezi gibi
çalışıyorlar. Sayfalarından pislik, ahlaksızlık akıyor, ekranlarından
ahlaksızlık teşvik ediliyor. Şiddet özendiriliyor. Etnik unsurlar kışkırtılıyor.
Onlara göre terörist ‘gerilla’, onlara göre ‘teröristler affedilmeli,
teröristlerle devlet masaya oturmalı’, onlara göre ‘ulus devlet bitti,
Atatürkçülük bitti’, onlara göre ‘dış güçlere teslim olmaktan başka çare yok’,
onlara göre askeri, polisi şehit eden, şehirlerde saldırılar düzenleyen, bomba
patlatan, can alan, kan akıtan, araç yakan, bayrak yakan, cam kıran, sivillere
zarar veren teröristler ‘demokratik haklarını kullanıyorlar’, onlara göre
‘Türklüğü korumaya gerek yok, Türklere, devlete hakaret serbest olmalı’, onlara
göre ‘hepimiz ermeni olmalıyız’, onlara göre “ ‘Türküm’ diyen kışkırtıcılık
yapıyor”.
Eskisi, yenisi ile ideolojik bir yelpazeyi andıran, büyük bir çete ile karşı
karşıyayız. Türk milliyetçileri medya sahasında yeterli şekilde
teşkilatlanamadığı için seslerini yeterli oranda duyuramıyorlar. Bu nedenle, bu
büyüyen çete tarafından sürekli Türklük aşağılanıyor, Türk milliyetçileri
karalanıyor.
Ne yazık ki, bu organize çete ile mücadele eden yok. Mücadele eden olmadığı için
daha da şımaran, aymazlaşan, azgınlaşan bu Türk karşıtı cephe faaliyetlerine
devam ediyor. Bunların elinde silah haline dönüşen medya, Türkiye'nin başına
daha ne çoraplar örecek, hep beraber göreceğiz.
Salur Beğ
9 Şubat 2007