|
GEÇ KALIYORUZ |
“38” adlı yazımızda son günlerde
şehit olan askerlerimizin sayısındaki artış üzerine durmuştuk. Aradan sadece beş
gün geçti. Fakat şehit haberleri durmak bilmiyor. Son olarak Şırnak’ın
Güçlükonak ilçesinde üç şehit daha verdiğimiz ajanslarca bildirildi. Bu kez
şehit olanlar arasında bir yarbayımız ve bir binbaşımız da yer alıyor.
Terörle mücadele uzmanlık gerektiren bir alandır. Elbette bu hususta söz
söyleyebilmek için belli bir eğitim görmek ve bu alanda profesyonelleşmek
gereklidir. Ancak biz siyasi kurumlarda profesyonellikten eser göremediğimiz
için kısaca bazı önerilerimizi dile getireceğiz.
1- Güneydoğu’da teröristlere destek veren, yardım ve yataklık edenler tespit
edilmeli ve sayıları binleri bulsa bile tevkif edilmelidir. Köylerden PKK’ya
verilen destek, yurtdışından gelen desteğe göre çok zayıf olsa da çok daha
hayatîdir.
2- Ülkemiz içerisinde PKK’ya maddi destek sağlayan bazı şirketler, holdingler ve
kişiler olduğu söylenmektedir. Şüpheli görülen kişilerin ekonomik faaliyetleri
ve para trafikleri inceleme altına alınmalıdır. Bunlardan terör örgütü PKK’ya
destek verdiği sabit olanlar tutuklanmalıdır ve şirketlerine kanunlar gereği el
konulmalıdır. Malvarlıkları müsadere edilerek devletlere kazandırılmalıdır.
3- PKK’ya karşılıklı veya karşılıksız olarak silah desteği sağlayan devletler
tespit edilmeli ve diplomatik yollarla uyarılmalıdır. Girişimlerin başarısız
olması halinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak söz konusu devletlerle bütün
diplomatik ilişkilerimizin süresiz askıya alınması gerekmektedir.
4- Terör örgütü PKK’nın terörizm propagandası yapmasına açıkça müsaade eden
Danimarka Krallığı ile ilişkilerimiz dünya kamuoyuna yapılacak bir bildiri ile
birlikte süresiz askıya alınmalıdır. Avrupa’nın göbeğinde teröristleri
destekleyen bu ülkelerin Irak’tan veya Afganistan’dan daha medeni olmadığı bütün
dünyaya ilan edilmelidir.
5- Sınırlarımız dahilinde PKK’ya karşı yürütülecek operasyonlardan daha iyi
neticeler elde edebilmemiz için terör olaylarına sahne olan bölgelerde tekrar
olağanüstü hal ilan edilmelidir. Bu yörelerde TSK’nın yetkileri artırılmalıdır.
6- Operasyonların gecikmeden ve tam kapasite ile yürütülebilmesi için hazineden
orduya ayrılan pay geçici olarak kayda değer miktarda artırılmalıdır.
7- PKK’lı teröristlerin yoğun olarak bulunduğu Irak topraklarında geniş çaplı
bir askeri operasyon yürütülmesi için meclis derhal toplanmalı ve karar
almalıdır.
8- Meclisin bu kararı almaya yanaşmaması halinde sivil toplum tepkisini güçlü
bir şekilde ortaya koymalıdır. Bu beladan kurtulmak için gerekirse Türkiye’nin
dört bir yanından toplanarak meclis önünde protesto eylemleri düzenlenmelidir.
9- Şartlar nasıl gelişirse gelişsin, Türk ordusu en kısa zamanda Kuzey Irak’a
girmelidir. Bu coğrafyada bulunan terör örgütü kampları yok olana kadar ateş
altında tutulmalıdır.
10- Operasyon sırasında teröristlerin Irak içlerine kaçmalarının önlenmesi için
Kuzey Irak’ın güneyinde zırhlı birliklerce desteklenmiş bir hat
oluşturulmalıdır. Bu operasyon bir sindirme değil yok etme operasyonu olmalıdır.
İmha savaşının her gereği yerine getirilmelidir.
11- Yapılacak sınırdışı operasyonun maliyeti nizami bir harbin maliyetini aşacak
bile olsa Türk Silahlı Kuvvetleri’ne her türlü destek verilmelidir.
12- Bu operasyonu etkisiz kılmak ya da yavaşlatmak amacı ile peşmerge
birliklerince girişilecek her hareket ateş ile karşılık bulmalıdır. Operasyonun
tam başarısı için gerekirse peşmerge kuvvetleri ile ve hatta Amerikan kuvvetleri
ile çarpışılmalıdır.
13- Bir Irak operasyonunun başlaması halinde ülke içerisindeki PKK
destekçilerinin Türkiye’de polemiklerle huzursuzluk çıkarmak isteyecekleri
açıktır. Bu nedenle DTP adlı parti takip altına alınmalıdır. Olası bir yasadışı
hareketlerinde ülkenin hukuk makamları yasaların gereğini yerine getirmekte geç
kalmamalıdır.
Bu ülkede artık işler çığırından çıkmıştır. Terör faaliyetleri nedeni ile iki
ayda 38 şehit veren, üstüne yarbaylarını kaybeden bir devlet daha yoktur. Ülkede
kanun ve nizam ancak gündelik konularda işlemektedir. Devletin ve milletin
geleceğini tehdit eden zararlı oluşumlarla mücadele edilmemektedir. Bazı
demokrat maskeliler, teröristlere terörist demekten aciz olan bazı
haysiyetsizler, bütün bu olanları “Kınıyoruz.” mantığı ile geçiştirmeye
çalışsalar da maskelerinin ardındaki çirkin yüzleri hain eşkıyalara moral ve
motivasyon sağlamaktadır.
Uyarıyoruz! Bu gidişat hayra alamet değildir. Kısa zaman içerisinde bu terör
belasına karşı ikna edici ve ciddi tedbirler alınmazsa, sosyal bir patlama
kaçınılmazdır. Değerli ordumuzun isteklerini karşılamayan ve anti-demokratik
bulanlar bu hareketleri ile ordunun elini kolunu bağlamaya devam ederlerse, eli
kolu bağlı olmayan birçok sivil bu meseleyi kendisi çözmek isteyecektir.
Sokakların savaş alanına dönmesi, insanların isyan bayrağını çekmesi an
meselesidir. Bu felaketlere neden olmamak için yapılacak şey ise çok basittir:
Orduya görevini yapması için fırsat vermek.
Bir de işin diğer boyutu var... Amerika da bunu istiyor(!) Bu eski bir siyaset
aslında. Türkiye ne zaman doğru bir iş yapacak olsa hemen birileri ayaklanır ve
söylenmeye başlar: “Aman dikkat! Oyuna gelmeyelim, onlar da bunu istiyor!” Neyi
istiyor? Peşlerine düşüp her birinin ciğerini kurşunla doldurmamızı mı
istiyorlar? PKK’yı yuvalandığı yerde baskına uğratıp çökertmemizi mi istiyorlar?
Türk milletinin biraz olsun ferahlamasını mı istiyorlar? Bırakın bunları beyler,
bırakın bu komplo teorilerini. Biraz olsun yürekli olun.
İş komplo teorisi ise biz de söyleyelim: Acaba birileri bizim Irak’a girmemizi
istemediği için el altından “Amerikalılar da Irak’a girmenizi istiyor” haberleri
yayıyor olmasınlar? Görüldüğü gibi bu işin bir sonu yoktur. O halde hiç de
tartışma vakti olmayan şu çağda yapmamız gereken şey, içi boş iddiaları bir
kenara bırakıp derhal menfaatlerimizin gereğini yerine getirmemizdir.
“Nereye kadar giderse oraya kadar takip edilecek” mesele, işte bu meseledir.
Bizim Amerika’ya veremediğimiz notayı Irak bize vermişken, sabır ve sükûnet
aramak abesle iştigaldir.
Hemen ve derhal Kuzey Irak’a müdahale şarttır. Bekliyoruz.
Türk Şad
9 Haziran 2007