|
KONU, ATATÜRK OLUNCA |
Türkiye
değişik bir ülke... Türkiye'de kavramlar birbirine girmiş durumda... Tam bir
kavram kargaşası var. Herkes kendisine göre, fikriyatına göre bir şeyleri
tanımlamak gayretinde... Sorsan herkes Atatürkçü... Herkes milliyetçi... En
önemlisi, 'Atatürk kimdir?' desen soru sorduğun kişi 'Samsun'a çıkmış, ülkeyi
kurtarmış'tan ötesini bilmiyor. Atatürk'ü tanımak, anlamak lazım.. Atatürk,
yalnız Samsun'a çıkmış bir lider değildir. O, bu milletin makus talihini
değiştirmiş bir Türk Başbuğudur. Atatürk, Türk Cumhuriyeti'nin kurucusu olmuş
büyük bir kahraman, büyük bir Türkçüdür. Türkçü alimlerin ışığında geliştirdiği
o yüce fikir dünyasını Türk devletinin kuruluş felsefesi haline getirmiştir.
Atatürk'ün Türk Tarihi, Türk Dili ve Türkoloji alanında yaptığı çalışmalar,
kurduğu kurumların bu yöndeki çalışmaları Türkçülüğün yükseliş devrinin, parlak
devrinin yaşandığının en önemli göstergesidir.
Atatürk'ün fikirlerini bilmek lazım, millet için harcadığı emeği, fedakarlıkları
bilmek lazım. Bilmek, ancak okumakla olur. En başta eğitim kurumlarınız bunun
esaslı bir eğitimini vermeli.. Aslında 'Atatürk'ü Anlamak' diye bir ders olmalı
ve zorunlu kılınmalı diye düşünüyorum... Veyahut Atatürk'ün ölümsüz eseri
'Nutuk' zorunlu ders haline getirilmeli.. Günümüz şartlarında Atatürk'ü
anlamaya, Atatürk'ü anlayan insanlara o kadar muhtacız ki...
Atatürk'ün ve fikirlerinin milletin gönlünde bir direniş meşalesi gibi yandığını
görenler, Büyük Önder Atatürk'le kendini bulan, benliğini bulan bu yüce milletin
güçlenmesini arzu etmeyenler, başta Atamız'ın yüksek şahsı olmak üzere,
Atamız'ın bizlere yeniden kazandırdığı yüce Türk kimliğine utanmadan dil
uzatabilmektedirler. Atamız'a, Başbuğumuz'a saldırılar artmıştır. Bu saldırılar
giderek daha sistemli hale dönüşüyor. Şu bir gerçek ki; Avrupa, bu büyük
komutandan, büyük liderden yediği tokatı hiç bir zaman unutmadı. Unutması da
mümkün değil.. Şimdi Anadolu'dan kuyruğunu kıstırıp kaçanların torunları
'birliğimize girmek istiyorsanız, Atatürk'ü unutun' diyorlar. Soruyorum; O'nu
unutmak mümkün mü? O, unutulacak birisi değil.. Türk evladı O'nu unutursa,
dünyayı Türk'e dar ederler.. Bu kesinlikle bilinmeli... Yalnız Avrupalı mı
Atatürk'e saldırıyor? AB-ABD'nin çanağından beslenenler var. Önlerine atılan bir
kemiğe vatan satanlar, Atatürk'e küfredenler var. Sebebi; Atatürk, denince Türk
düşmanlarının aklına Türk geliyor, zafer geliyor, atılım geliyor, milli devlet
geliyor.. Atatürk, bir direniş sembolüdür, bağımsızlık sembolüdür. Atatürk onun
için yıpratılıyor. Onun için milletin gönlünden düşürülmeye çalışılıyor. Bu tür
çalışmalara devam edilirken, bazıları da Atatürk'ün yaşaması durumunda AB'yi
savunacağını söyleyebiliyor. Doğrusu şudur; Atatürk, batıcı değil,
medeniyetçidir. Atatürk, Batı'yı değil, muassır medeniyet seviyesini işaret
etmiştir. Hatta onu da yeterli görmemiş, 'muassır medeniyet seviyesini aşın'
demiştir. İşte milletimizden kaçırılan gerçek budur. Lütfen, milleti aldatmaktan
vazgeçin..
Türkiye'de bir kavram kargaşası var demiştik. Atatürk'süz Atatürkçülük olduğu
gibi, Atatürk'süz milliyetçilik de var. Atatürk'süz Atatürkçülük olur mu?
Atatürk'ü kabul etmeyen, Atatürk'ü anlamayan milliyetçilik olur mu? Türkiye'de
Atatürk'ü anlayamayan, Atatürk'e kin besleyen, yaptıkları ümmetçiliği de
milliyetçilikle sentezleyenler var. Kısacası, bu memlekette Atatürk'süz
Atatürkçülük, Atatürk'süz milliyetçilik yapılır oldu. Yakasına rozet takan
'Atatürkçüyüm' diyor. Samimi Atatürkçü olanları ayırıyorum tabii.. Bugünlerde
bazı kesimlere ait kişilerin 'Atatürkçüyüm' demeleri beni ikna etmiş değil..
Atatürkçülük; Türk'ü sevmekle olur, Atatürk'ü, Türk'ü anlamakla olur. Çökmüş
ideolojilerin penceresinden bakarak Türk'ü anlayamazsınız, Atatürk'ü
anlayamazsınız. Bu yolla, bu bakış açısıyla ne Atatürkçülüğün tanımı yapılır, ne
de Atatürk'ün... Her Atatürkçü kesinlikle tavizsiz Türk milliyetçisi, Türkçü
olmak zorundadır.
Ölünce; Başbuğ ATATÜRK gibi ölmeli, ölürken milleti gönlünde...
Yaşayınca; Başbuğ ATATÜRK gibi yaşamalı milletinin gönlünde...
TÜRK'ÜN YÜCE BAŞBUĞU!
AZİZ RUHUN ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM.
Salur Beğ
27 Haziran 2004