|
KOYNUMUZDAKİ YILANLAR, SOFRAMIZDAKİ KARGALAR |
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yapmış olduğu mücadele ile iyice beli kırılan kürt
terörü yine Türkiye’nin başına bela oldu. Eylemlerdeki artış göze çarpıyor. Eski
günlerde olduğu gibi yine yiğitlerin tabutlarına omuz veriliyor, Türk anaları
gözyaşı döküyor, yine teröre milletçe lanet okunuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri bu
mücadelesinde yalnız bırakılmış durumda... Peki bugünlere nasıl gelindi? Tam
bitti denilirken ne oldu da, bu terör yine başa bela kesildi? Cevabını hep
birlikte arayalım:
AB rüzgarına kapılan hükümet, Avrupalılara sırf şirin görünmek adına
teröristlerin üzerine gidemedi. Yılların terör mücadelesi bir anda rafa
kaldırılmıştı. AB ve ABD, askeri çözüm istemediklerini, Türk hükümetinin siyasi
ve ekonomik çözüm yoluna gitmesini arzuladıklarını duyurdular. AB ve ABD’ye göre
‘pkk mecliste bulunsa ne olacaktı ki? Onların da devlet kurma gibi adi
isteklerini Türk meclisinden Türk milletinin gözü önünde dile getirme hakkı yok
muydu?’ Teröre karşı savaş açtıklarını ilan ettiklerini ilan edenlerin bu çifte
standardı göz önünde tutulmadı. Öncelikle hükümet, hemen 'Eve Dönüş Yasası'nı
çıkardı. Büyük puntolarla gazetelere başlıklar attırıldı. ‘Terör bitecek’ diye…
Hükümetin hesabına göre, bütün teröristler evlerine dönecek, bunlar Türk
milletinin içinde serbestçe dolaşabileceklerdi. ‘Eve Dönüş Yasası’ adı altında
sağlanan af ile salıverilen kürt teröristlerin duyarlı kesimin beklediği gibi
dağa gitmesiyle malum af yasası bir anda 'Dağa Dönüş Yasası'na dönüşüverdi. .
'Dağa Dönüş Yasası' yeterli görülmedi. Teslimiyet ruhunu dışişleri idaresinin
tam merkezine oturtan hükümet başlamıştı bir kere… Artık dönüşü olmayan bir
teslimiyet yoluna girildi. Teröristlere kolaylık sağlayan, şehirlere inmelerini,
şehir merkezlerinde terör saldırıları düzenlemelerini sağlayıcı bazı yasalar
çıkarılmalıydı. Yasalar çıkarıldı, bu teröristler ve işbirlikçileri rahat bir
zemine kavuştu. Güvenlik güçlerinin eli kolu bağlandı. DGM'ler kaldırıldı.
Teröristlere yardım yataklık eden terörist vekiller, yani Zana ve ekibi, AB
isteğiyle salıverildi. İlk iş olarak Dışişleri'nde ağırlanan teröristler,
Abdullah Gül'ün kahvesini de içtikten sonra, Bülent Arınç'ın da Türk meclisinde,
milletin meclisinde verdiği yemekten yeme şansına sahip oldular. Ama Şehit
Aileleri Derneği üyesi Türk anaları başbakanlık kapısından kovulmuştu.
Havaalanlarında VIP'ı kullanan, özel pasaportlara sahip olan teröristler,
İmralı'daki yaratığın emriyle parti kurdular. Propaganda çalışmalarına
kaldıkları yerden devam ediyorlar. İmralı'daki yaratığın kurduğu terör örgütünü
daha kolay idare etmesini sağlamak amacıyla örgüt ile kendi arasında aracı
olarak kullandığı avukatlarına özel gemi tahsis edildi. ‘Ola ki başına bir şey
gelir, acil müdahale lazım olur’ diye İmralı’ya çok gelişmiş sağlık cihazları
taşındı. Tam teşekküllü sağlık hizmeti birimini de kavuşan teröristbaşı şimdi
hükümetin kendisini dışarı salacak bir girişimini bekliyor. Bu konuda Adalet
Bakanı Cemil Çiçek, İmralı'daki yaratığı meclise taşımanın yollarını
düşündüklerini, fikir jimnastiği yaptıklarını söyledi..
Sonuçta vatan-millet için Türk askerleri, Türk polisleri, Türk devletinin gözü
pek, kahraman yiğitleri hala can veriyorlar. Teröristler ise hükümet tarafından
el üstünde tutuluyor. Bugün ülkemizde terör yeniden hız kazanmışsa bunun
sorumlusu akp hükümetidir. Son günlerde Tayyip ve arkadaşları, ‘BBC ve
Routers'ın pkk tanımına’ tepki gösteriyormuş bana ne!.. Biliyorum ki; Tayyip ve
grubu bu tepkiyi gösterecek son kişiler.. Çünkü, çıkardıkları af yasaları ile
cezaevlerinde tutuklu olan teröristleri dağa salan kendileri idi.. Eylem gücü
kırılan bir örgütü tekrar canlandırmayı başarmış bir kişi olarak Tayyip, şimdi
beylik lafları bıraksın da millete gerçekleri anlatsın..
BBC ve Routers, pkk'nın terör örgütü olduğunu kabul etmiyormuş. AB yolunda şirin
gösterilen Avrupa, yıllardır pkk'yı terör örgütü olarak tanımadı ki.. Son
günlerde değişen nedir? Eskiden tanımış da bu fikrinden vazgeçmiş gibi bir hava
neden estiriliyor? Bana kalırsa pkk ile mücadele de zayıf kaldığı için köşeye
sıkışan akp, beylik lafların arkasına sığınıyor.
Tayyip ve arkadaşlarına sormak lazım.. Kabinede görevli bakanları, meclise
soktukları milletvekillerinin kaçta kaçı pkk’nın terör örgütü olduğunu söylüyor.
BBC ve Routers, pkk'nın terör örgütü olduğunu tanımıyor da Karen Fogg çocukları,
bol sıfırlı çekler alan, maaşlar alan anlı! şanlı! gazeteciler, tv. ekranlarında
boy gösteren sahtekarlar, kalemini yüreğini satmış, kiralamış yüzsüzler pkk'nın
terör örgütü olduğunu kabul ediyor mu? Kesinlikle hayır.. Hatırlayınız,
gazetenin biri pkk kamplarını sanki bir gençlik kampı olarak göstermişti.
Gitarlı teröristler sanki bir gençlik kampına katılmış gibi gitarla poz vermiş,
malum gazetede bunu yayınlamıştı. O zaman bugün sert demeçler veren hükümetten
ses çıkmadı. Zana ve ekibi salıverilirken hiç bir hükümet yetkilisi "bunlar
terörist, bunlar teröristlere yardım ve yataklık etti" demedi. Hatta hükümet
utanmasa bunların ayağına kapanıp özür de dileyecekti. Hükümetin kendisi
teröristlerle bu kadar içli dışlı iken, teröristleri terörist olarak görmeyen
bunca gazeteci, tv. programcısı, sunucusu varken, bunlar gezilerde devletin
uçaklarında taşınırken hükümet neyin tepkisini veriyor? Benim ülkemde
teröristler devletin ambulanslarıyla taşınıyor.. Benim ülkemde devlete, millete
meydan okunuyor. Benim ülkemde bayrağım yakılıyor. Sorumluları hakkında kaç tane
idari soruşturma açılmıştır, kaçı yargılanmıştır, kaçı ceza almıştır? Hiç biri..
Türkiye'nin terörizmle yaptığı mücadelede etkin olmasını engelleme, devleti
yıpratma amacına hizmet eden, insan haklarını bir paravan olarak kullanan,
bizzat üyeleri terörist zihniyetinde olan, bir çok terörist akrabasının faaliyet
gösterdiği, dışardan beslenen zararlı bir dernek var, İHD… Bu dernek, bugüne
kadar yapmış olduğu eylem ve kullandığı söylemlerle teröristlere hep destek
çıktı. Türk devletini her fırsatta şikayet etti.. Bir çok kere devletin tazminat
ödemesine neden oldu.. İHD'nin açıkça terörizme destek verdiği, kucak açtığı
terörist itiraflarıyla da sabittir. Terörist haklarını savunmayı kendisine hedef
çizmiş olan bu derneğin faaliyetlerinin kısıtlanması, sesinin kısılması için ne
yapılmıştır? Ankara’da kurulan kürt-der gibi teröristlere açıkça destek veren,
teröristlerle gönül birliği yapan bu derneğin kurulmasına neden müsaade
edilmiştir?
Benim ülkemde bu kadar can sıkıcı durum varken, ihanet, rezillik yaşanırken ben
yine de geleceğimizden ümitliyim. Atatürk’ün ülkesinde, Türkler’in ülkesinde bu
kadar milletine, devletine sadık ırktaşlarım var oldukça ümidim hiç
tükenmeyecek! Sizin de tükenmesin… Son Türk’ün nefesi tükenene kadar…
Salur Beğ
16 Temmuz 2005