|
KÜRT SORUNU NEDİR EFENDİLER? |
Kendine sorun çıkartma bakımında bizim ülkemiz herhalde bir numaradır. Yunan
sorunu, Kıbrıs Sorunu, Irak sorunu, Ermeni sorunu, Ege sorunu vs. Sorunların
bittiği biteceği yok. Üstüne üstlük her gün yenileri açılıyor başımıza. Bir
sorunumuz(!) daha var ki, pusuda bekleyen yılan kadar sinsi ve bir o kadar hain.
Bu sözde sorunun adı “kürt sorunu.” Kürt sorunu denen şeyi nedense bir türlü
çözemedik. Bu sorun acaba ne zaman çözüme kavuşacak? Kürtler ülkemizin doğu
kısmını aldıkları zaman mı?
Kürt sorunu diye tasvir edilen bu sorunun ne olduğuna bakmak için ilk önce
kürtlerin ne olduğunu ele almak gerekir. Kürtler, Ortadoğu’nun tinerci sokak
çocuğudur. Bu bölgede yıllardır tek yaptıkları huzur bozmak, terör yaratmak
ve kan akıtmaktır. Bunun böyle oluşundan sadece biz değil, bölge ülkeleri de
rahatsızdır. Çünkü kürtler, varlıklarıyla her zaman yakınında bulundukları
milletler için tehlike oluşturmuşlardır. Kendilerine “bağımsız devlet” sözü
veren herkese inanıp onun kuklalığını yaptıkları için kimsenin güvenmediği
kürtler, sonunda Coni’nin Irak’taki petrol bekçiliğini yaparak, zamanında,
topraklarında PKK eğitim kampları kurulmasına izin veren İran’ı bile kendisinden
nefret ettirdi.
Ortadoğu’nun bu tinerci çocuğu, yıllardır bizim de başımızda ve belki de en çok
zararının dokunduğu millet biz olduk. Osmanlı zamanından bu yana hep Türkler
için ayak bağı olan kürtler, Kurtuluş Savaşı’nda dahi düşmanlarla (ermenilerle)
bir olarak, arkamızdan kuyu kazmışlardır. Cumhuriyet kurulduktan sonra da asla
uslu durmamışlar, Türk cumhuriyetinin altını oymaktan bir an geri
durmamışlardır.
S.S.C.B. çökmeden önce Ruslar, kendi emperyalizmlerinin maskesi olan
komünizmi tek tek bütün ülkelerde yaymaya çalışırken, onların Türkiye’deki
kuklaları kürtler olmuştu. Ruslar tarafından kürtlere verilen “bağımsız
devlet” sözü, kürtleri iştahlandırmış ve komünizmin hakim olması durumunda
kendilerine bağımsız bir devlet kurulacağı ümidiyle esriyip, Türkiye’de
komünizmin gönüllü piyonları olmuşlardı. İşe bakın ki o dönemde kürtlerin pek
bel bağladığı komünizm dini reddettiği hâlde, mütareke yıllarında en azılı
şeriatçılar da yine hep kürtlerden çıkmıştır. Çünkü şeriatçılık da
komünistlik de cumhuriyete muhalif düşüncelerdir ve kürtlerin yegâne arzusu,
Türklüğün asli unsur olduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaktır.
S.S.C.B. çökmeden önce Rus kuklalığı yapan ve Amerikan düşmanlığını kimseye
kaptırmayan kürtler, S.S.C.B. çöktükten sonra da Amerikan korumacılığına
soyunmuştur. İşte bugün açıkça ortadadır; Amerika’nın, ta cehennemin dibinden
gelip işgal ettiği Irak’ta, Amerika’nın çıkarlarını itinayla ve büyük bir
samimiyetle savunanlar kürtlerden başkası değildir. Bir etnik grup düşünün
ki; yıllardır bir arada yaşadığı insanları, güçlünün yanında olmak ve güçlüye
yaranmak adına satmış olsun. İşte kürtler bunu yapmış, yıllardır ekmeğini yediği
Irak’ı, Amerikalılara yaranma amacıyla satmıştır. Saddam bunları yıllarca
köpek gibi besledi ama Saddam’ın sandalyesine tekme atanlar yine kürtlerdi.
Bu bölgeye sadece huzursuzluk, istikrarsızlık, terör ve arabozuculuk getiren
kürtler, durmadan “kürt sorunu” tekerlemesini söylerler. Kürtlerin bir sorun
olduğu doğrudur. Çünkü kürtler, bugüne kadar hangi ülkeye girmişlerse, orada
mutlaka sorun çıkarmışlardır. Fakat kürtlerin iddia ettiği şekilde,
“demokratik çözüm” ile halledilebilecek bir kürt sorunu yoktur. Eğer ortada bir
sorun varsa, bu sorun da kürdün varlığıdır, kürdün ta kendisidir.
Kürtlerin, boylarına poslarına bakmadan bizimle masa başında anlaşmak istemeleri
gülünçtür. Acaba kürtler, neye dayanarak, nelerine güvenerek devletle
anlaşmak istiyorlar? Eğer iki taraf arasında bir anlaşma olacaksa, şartların
eşit olması ve iki tarafın da bu işten çıkarının olması gerekmektedir. Oysa
kürtler, aralarında hiçbir birlik olmayan, dillerinden tutun da kültürlerine
kadar her şeyleri farklı olan, dağ insanlarından farksız bir vahşilikle yaşayan,
bırakın medenileşmeyi insanlaşamayan ilkel bir topluluktan başka bir şey
değildir. Elinde hiçbir şey olmayan ve bir şeylere sahip olma kapasitesini
kesinlikle taşımayan kürtler, koca Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile acaba
nelerine güvenerek karşılıklı diyalog talep etmekteler? Kürtlerin dilinden en
iyi anlayacak olan, üniformasını gördükleri zaman korkudan dizlerinin bağı
çözülen Türk Askeri’dir.
Kürtler şunu kafalarına iyice sokmalılar; şu saatten sonra kanat takıp melek
olsalar bile faydası yoktur. Değil demokratik çözüm, karşılıklı konuşmamız
bile mümkün değildir. Bu ülke ve bu millet, asla kürtlerin yaptıklarını
unutmayacaktır. Irak’ta Yankee’nin memurluğunu büyük bir zevkle üstlenen
kürtler, Türkler için ne büyük bir tehlike olduğunu, bir kere daha
ispatlamışlardır. Kürtlerin, hiç kimseyle anlaşma yapmayı isteme hakları ve
lüksleri yoktur. Zaten kürtler ne sıfatla karşılıklı diyalog istiyorlar bunu
da anlayabilmiş değiliz. Anlaşma ve diyalog iki milletin arasında olur. Fakat
kürtler millet değildir. Millet olamadıkları gibi, kabileler hâlinde yaşayan,
yerleşik hayata geçememiş ilkel Afrika topluluklarından da bir farkları yoktur.
Medeniyetin en üst seviyesine ulaşan ve her zaman dünyanın en çağdaş ulusu
olmakta kararlı olan Türk Milleti, bu vahşi toplulukla elbette el
sıkışmayacaktır. Zaten yaşanan bunca olaydan sonra kürtlerin bunu anlaması
gerekirdi.
Dilencinin karnı doymazmış. Kürtler bu sözün en açık bir ispatıdır. Bu
ülkede bedava yaşıyorlar, ülkenin bütün kaynaklarından özgürce faydalanıyorlar
ama yine de hainlik yapmaktan çekinmiyorlar. İşin tuhafı bazı çevreler, buna
karşılık hâlâ kürtleri kazanmamız gerektiğini söylüyor. Acaba bu çevrelerin,
kürtleri kazanmanın mümkün olmadığını, aksine her geçen gün artan bir şekilde
Türk ve Türkiye düşmanlığı yaptıklarını anlamaları için daha nelerin yaşanması
gerekiyor?
Kürt(çü)lerin sürekli gündeme getirip çözülmesini istedikleri uydurma kürt
sorununun temel kaynağı, kendi iddialarına göre kürtlerin bu ülkede
haksızlıklara uğramasıymış. Tanrı aşkına bu ülkede Türk’e tanınıp da kürde
tanınmayan hangi hak vardır? Böyle bir hak olmadığı hâlde kürtlerin peşinde
koştukları amaç belli değil midir? Bu amaç, Türkiye’yi bölmekten başka bir şey
olabilir mi? Akli selim insanlara göre olamaz.
Başbuğ Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra açık bir şekilde
“egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” demiştir. Milletlerindir
dememiştir. Bu demektir ki bu ülkede egemenliğin tek sahibi Türklerdir. Yani
kürtler, yatıp kalkıp bu ülkede var olabildiklerine şükretmeleri gerekirken,
çıkıp bir de haksızlığa uğramaktan şikâyet ediyorlar. Sonunda bize
yaptıracakları şey, yeni bir Tunceli hücumu olacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi içerisinde bulunan kürt (DTP’li) milletvekilleri,
kürtlerin nankörlüklerini ve ikiyüzlülüklerini Meclis’te de savunmaktadır. Bu
milletvekilleri kürsüye çıkıp, tek millet anlayışına karşı olduklarını
belirtiyorlar. Bir diğeri çıkıp, terör örgütü PKK’nın siyaset yapmasının önünün
açılmasını istiyor. Apo’nun yeniden yargılanması, resmi dilin Türkçe ve kürtçe
olması, doğuya özerklik ve federasyon verilmesi gibi insanın vatan haini
olduğunu tescilleyen isteklerini yüzsüzce dile getiren bu zevatlar, bunca şeyi,
Türk Milleti’ne küfür edercesine talep ederken, hâlâ özgürlüklerinin kısıtlı
olduğunu söylüyorlarsa, Tanrı kürtlerin özgür olduklarını yeryüzündeki hiçbir
canlıya göstermesin. Çünkü sanıyorum kürtlerin özgürlükten anladıkları şey,
bütün Türkleri öldürmekten ibarettir. Bu güzide vatanı beyhude bölmek ve yok
etmek için dağa çıkan teröristlere de bu yüzden “özgürlük savaşçısı” diyorlar
herhalde.
Bir insan düşünün; bu kişiye acıyıp evinizin kapılarını açıyorsunuz. Bir ay
kaldıktan sonra palazlanıp evi sahiplenmeye çalışıyor ve evin iki odasına konup
sizi bu o odalara sokmuyor. Siz, “kardeşim sen ne hakla benim evimi
sahipleniyorsun?” dediğinizde, kendi haklarının sınırlandığını iddia ederek ve
şiddete başvurarak sizi yıldırarak evden kaçırmaya çalışıyor. İşte kürtler, bu
evinize aldığınız adamdan farksızdır. Bu ülkede bedavadan yaşadıklarını
görmüyorlar da, buldukları yüzün astarını da almak için bütün yüzsüzlükleriyle
çırpınıyorlar.
Ama artık bilmeleri gerekir ki; onlara, gördükleri tavizleri veren adamlar artık
çok eskilerde kaldı. Yeni Türk nesilleri, uyanık, zeki, gözü açık ve bilinçli
olarak yetişiyor. Bu yüzden de kürtlerin oluşturdukları tehlikenin fazlasıyla
farkındalar. Üzülerek(!) söylemem gerekir ki artık kürtlerin şansı kalmadı.
Bu millet, kürtlerden yeterince çekti, daha fazlasını çekmeye de hiç niyeti yok.
Türk Milleti’nin aydın ve uygar bireyleri, kürt terörüne karşı son derece
bilinçli olarak yetişiyor. Ne din kardeşliği, ne ezilmiş insanların
masumluğu, ne de haksızlığa uğrayan arabesk varoş delikanlısı teraneleriyle
uyutulamayacak kadar zeki ve aydınlık beyinli bir Türk nesli yetişiyor. Kürtler
bundan korksun.
Hülasa kürtlerin “kürt sorunu” olarak tanımladıkları şey, kendilerini ciddiye
aldırmak, cürümlerine bakmadan Türkiye Cumhuriyeti devleti ile masa başına
oturup anlaşmak rüyalarını gerçekleştirme çabalarından başka bir şey değildir
ve aslı yoktur. Kürt sorunu olarak tanımlanan şey, kış uykusundaki yılanların
bile bir yıl uğraşsalar görmeyi beceremeyecekleri türden bir rüyadır.
Az önce söylediğimizi tekrar edelim; “bu ülkede bir sorun varsa, o da kürdün
varlığıdır.”
Buğra Şad
4 Mayıs 2008