|
ATATÜRK'ÜN KURDUĞU LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ NEREYE SÜRÜKLENİYOR? |
Türk milleti AKP hükümetinin her geçen gün ağırlaştırdığı ekonomik ve doğal
problemlerin pençesinde boğuşurken, Tayyip Erdoğan şeriat hayalini
gerçekleştirmenin neredeyse son adımını hızla atıyor. Amerika'nın Erdoğan'ı
Türkiye'ye Başbakan olarak ataması Amerika açısından ne kadar doğru bir kararsa,
Türk milleti için de o kadar zararlı, o kadar kötü bir seçim olduğunu milletimiz
yeni anlamaya başlıyor. Başbakanı, Türk milleti için değil, Amerikan çıkarları
için seçmişlerdi. Tam bir imam gibi davranan Erdoğan egosunu, aşağılık
kompleksini tatmin etme konusunda büyük bir hırsla ilerliyor. Türk milletini
imam-cemaat ilişkisiyle yöneten Erdoğan Türklüğü yok etme kararlarını alıyor,
millet ise kafa sallıyor. Cemaat-imam ilişkisinde cemaat, imam ne yaparsa
arkasından onu takip eder, imamı sorgulamaz, doğru mu yapıyor yanlış mı yapıyor
ilgilenmez. Yalnızca imam konuşur, imam söyler, cemaat de onu takip eder,
yaptığını taklit eder. Şu anda Erdoğan ve milletin ilişkisi de imam-cemaat
ilişkisinden farklı değildir.
Bir gazetede çıkan yazıda AKP hükümetinin T.B.M.M.'ne verdiği "İSLAM ÖZEL
SEKTÖRÜ GELİŞTİRME KURUMU ANLAŞMASI" ile ilgili tasarıyı görünce gözlerime
inanamadım. (Hürriyet, Milliyet, Akşam ve Sabah gazetelerinde bu habere
rastlayamadım. Hükümetin şakşakçılığını yaptıklarından dolayı çıkarılan ya da
çıkarılacak Türk aleyhtarı kanunları milletten gizlemek amacıyla bu haberlere
gazetelerinde yer vermiyorlar. Hükümetle işbirliği yapıp gizliyorlar.) Bu
kadarına pes doğrusu dedim. Üye ülkelerin ekonomik kalkınmasını "şeriat
hükümlerine göre" destekleyen İslam Özel Sektörü Geliştirme Kurumu'na katılarak
laik rejimi kökten yok etme, demokrasiyi bitirme, Türklük bilincini öldürme ve
nihayetinde şeriatı getirme hayalleri kuran AKP'liler bu konuyla ilgili bir
kanun tasarısını utanmazca, pervasızca T.B.M.M.'ne veriyorlar ama milletimiz
sanki uyuşturulmuşçasına, beyni yıkanarak tamamen robotlaştırılmışçasına sesini
çıkartmıyor. Yalnızca köle misali kafasını sallıyor. Bu kadar milletvekilinin
içinde hiç mi aklı başında olanı, vatanını, milletini seveni yok?
Milletvekillerinin hiç mi onuru, gururu kalmadı her kanuna kafa sallamakla, el
sallamakla yetiniyorlar? Yoksa AKP milletvekilleri Amerikan filmlerindeki gibi
beyin yıkama makinelerine mi sokuldular? İnsanların unvan için onurunu,
namusunu, vatanını pervasızca satmasını aklımız almıyor.
İslam Özel Sektörü Geliştirme Kurumu anlaşmasının imzalanabilmesi için TBMM'ne
sunulan yasa tasarısı bizim için çok önemlidir. Bu kuruma üye olan ülkeler
ŞERİAT KURALLARINI KABUL ETMİŞ OLUYOR. Değiştiğini söyleyerek takkiye yapan,
yalanları ortaya çıkan Erdoğan'ın ne kadar değiştiğinin başka bir delili de bu
yasa tasarısıdır. Daha doğrusu ne kadar yalancı olduğunun delilidir. Değiştiğini
söyleyerek "laikliği, demokrasiyi kabul ediyoruz" açıklamalarını yapan
Erdoğan'ın sahtekarlığı aşağıda yaptığım alıntıdan da anlaşılacağı üzere bir kez
daha ortaya çıkıyor. Türkiye'nin bu yasayı Meclis'ten geçirerek bu örgüte üye
olması halinde kabul edeceği kurumsal kurallar aşağıdaki gibidir:
1) Anlaşmayı imzalayan hükümet ve kurumlar, İslam Kalkınma
Bankası'nın amacının "ŞERİAT HÜKÜMLERİNE UYUMLU OLARAK ÜYE ÜLKELERDE EKONOMİK VE
SOSYAL GELİŞMEYİ DESTEKLEMEK" olduğunu kabul eder.
2) İslam Özel Sektörünü Geliştirme Kurumu'nun amacı, üye ülkelerde ekonomik
gelişmeyi üretim sürecindeki özel sektör kurumlarının kurulmasını, gelişmesini
ve modernize edilmesini desteklemek yoluyla teşvik etmektir. Bu teşvik etme
süreci, ŞERİAT KURALLARINA UYGUN OLUR.
3) İslam Özel Sektörünü Geliştirme Kurumu'nun yetkili organları arasında ŞERİAT
KOMİTESİ de yer alıyor. Buna göre üç kişiden oluşan ŞERİAT KOMİTESİ, yönetimin
aldığı kararların ŞERİATA UYGUN OLUP OLMADIĞINI DENETLER ve yönetimin istediği
konularda yardımcı olur. ŞERİAT KOMİTESİNDE kararlar oy çokluğu ile alınır.
4) Kurum, İslami enstrümanlara yatırım yapma hakkına da sahiptir.
Türk milleti daha ne kadar uyumaya devam edecek? Bütün değerlerimiz; Cumhuriyet,
laiklik, demokrasi ve en önemlisi Türk varlığı büyük bir saldırı altındadır. Bir
taraftan vatan toprağımız parça parça alınırken diğer taraftan da değer
yargılarımız yok ediliyor. Atatürk isminden nefret eden Erdoğan ve AKP hükümeti
Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyeti yok ederek dünya tarihinden Atatürk ismini
silmeyi hedefliyor. Çanakkale'de geziler düzenleyen irticacı tur acentalarının
vatandaşın beynini hurafelerle doldurarak Atatürk ve Türk Askeri'ne düşman
etmeye çalışması da tesadüf değildir. Erdoğan'ın AKP hükümeti aracılığıyla
şeriatı getirme çalışmaları artık gizlenmeden yapılıyor.
Bu yasa tasarısının Meclis'ten çıkmaması için her şey yapılmalı. Eğer yasa kabul
edilerek anlaşma yapılırsa Türkiye'ye şeriat yasaları da fiilen girmiş olacak.
Erdoğan'ın terbiyesizce kullandığı "de facto durum" anlayışı bizi sona
sürüklüyor. Erdoğan'ın planları Türkiye'ye şeriatı önce ticaretle sızdırmak,
daha sonra da bunu yaygınlaştırarak ülke yönetimine sokmaktır.
Sonunun yaklaştığını bilenlerin çaresizliği ve saldırganlığı içinde ne
yapacağını şaşıran Erdoğan Don Kişot gibi sağa sola saldırıyor. Bir bakıyorsunuz
tam bir Yunan milliyetçisi gibi Helenizm bayrağını eline almış, Yunanlılar'dan
bile daha hızlı bir şekilde "Büyük Helen" rüyasına koşuyor. "Büyük Bizans"ı
hortlatmak için Ruhban okulu açma çalışmalarını sürdürüyor, önünde saygı ile
eğildiği Bartholomeos'un her emrini seve seve yerine getiriyor. Diğer taraftan
Amerika'nın itaatkar kölesi misali elinde Amerikan bayrağını sallıyor. Aynı
zamanda Türkiye'ye şeriatı getirmek için dolaylı kanunlar çıkartma savaşını
sürdürüyor.
Erdoğan acaba Yunanlılar'ın iddia ettiği gibi sonradan müslümanlaştırılan Rum
Pontus mudur? Köyüne yaptığı bir ziyaret sırasında onu karşılayanların elindeki
pankartta köyün Türkçe ismi değil de Rumca ismi yer alıyordu. Karadenizliler
Türk'tür fakat içlerinde az da olsa Rum asıllı olanlar da var. Bunlar zaten
kendilerini hemen belli ediyorlar.
Erdoğan AKP'nin kuruluş programını Amerika'ya giderek yahudi dostlarına
hazırlatmadı mı? AKP içinde yer alan bazı isimlerden duyduğum kadarıyla başbakan
olmadan önce Amerika'ya gidip musevi lobisinin hazırladığı "10 Emir" imzalamış,
imzaladıktan sonra da başbakan atanmış. Ben yalnızca bazı AKP'lilerden duyduğumu
aktarıyorum.
"Irak'a komşu ülkeler" toplantısında İsrail'in Kuzey Irak'taki kürtlerle ilgili
çalışmaları konusunda kınama kararı alınmasını Abdullah Gül önlemiştir. Sözde
İsrail'e ateş püsküren AKP hükümeti neden acaba İsrail'e karşı uyarıları
engellemektedir?
Gök Türk Kağanı Kara Kağan'ın Çinli eşi yüzünden Türkler'in düştüğü durumları,
ya da Osmanlı padişahlarının Rum, Rus, Sırp ve diğer milletlerden kadınlarla
evlenmeleri nedeniyle çöküşe gitmelerinden ders almamış olmalıyız ki, hâlâ gayri
Türklerle evli olan kişilere ülke yönetimini teslim ediyoruz. En son örneği
belki Tayyip Erdoğan'da yaşıyoruz. Aslen kürt olan Emine Erdoğan tüm bilmişliği
ile eşine kürtler lehine bir çok karar aldırıyor olmalı. Erdoğan'ın Amerika
seyahatine çıkarken söylediği "Benim eşim de kürt, kürtçe eğitim olmalı" sözleri
boşuna değildi. Emine Erdoğan'ın yüz ifadesini tahlil eden psikologlar ne kadar
kompleksli, hırslı olduğu konusunda kitaplar yazabilirler.
Belki de bunların hepsi birbirine karıştı ve ne olduğunu bilemeyen bir edayla
kişilik bunalımına girdi.
Evet Erdoğan'ın kim olduğu, içinde bulunduğu kişilik bunalımları bizi
ilgilendirmiyor, kendi bunalımlarıyla bir kenara çekilerek istediği gibi
yaşayabilir. Ama kişilik bunalımı Türklüğün geleceğini etkiliyorsa bu bizi çok
yakından ilgilendirir. Memleketi satmaya, onurumuzu ayaklar altına aldırmaya
hakkı yok.
Türklük gururuna sahip olan her Türk, ihanet, gaflet ve delalet uykusundan
uyanarak "İSLAM ÖZEL SEKTÖRÜ GELİŞTİRME KURUMU ANLAŞMASI" yasasının çıkmasını
engellemek için birlik olmalıdır. Satılık basının gizlediği bu tür yasalar,
olası zararları da gösterilerek geniş kitlelere anlatılmalıdır. Ulu Önder
Atatürk'ün kurduğu Laik Türkiye Cumhuriyeti'ni hedef alan saldırıları
önleyebilmek için milletimize AKP ve Erdoğan'ın gerçek yüzünü göstermeliyiz.
Küntike
18 Ağustos 2004