|
DÜN GECE |
Dün gece ne kadar güzeldi alem, Göklerin şanlı mehtabı vardı. Sevdanın topraktan taştığı bu dem Günah-ı aşkın da sevabı vardı. Dağlar birbirine yaslanıyordu, Kuşlar çiçeklere sesleniyordu, Tabiat gizlice süsleniyordu, Eşyada vuslatın serabı vardı. Gönlümü göklere açmak istedim, Dağları bağrımda koçmak istedim, Mehtabı doyası içmek istedim, Nurunda sevginin şarabı vardı. Onu duydum öten kuşun sesinde, Onu gördüm göğün mor çehresinde, Ecza-yi hilkatin her zerresinde Mecnunun Leylaya hitabı vardı. Kainat aşk ile gelmişti dile, Bülbül şiir okuyordu bir gonca güle Rüzgarın hıçkıran sesinde bile Sevdanın nağme-i rebabı vardı. Bitmeyen yolların oldum yoldaşı, Dinledim uzaktan munis bir kuşu, Benimle konuştu ayın on beşi, Sandımki bana bir itabı vardı. Gözlerim esrar-ı hüsn ile şaşkın Dolaştım pür-sükun, bi-huzur, coşkun; Gönlümde ezeli, layemut aşkın Husüf kabul etmez mehtabı vardı. Gönlümde güneşler ve aylar battı, Yıldızlar derdime yeni dert kattı. Rüzgarlar otlara beni anlattı, Her şeyin neşve-i şebabı vardı. Dün gece tabiat nasıl vakurdu? Allahın da nabzı aşk ile vurdu... Yollarda bir garip dolaştı, durdu, Elinde sevdanın kitabı vardı. |