|
SON UYARI |
Günümüzde tehlikeli bir süreçten geçiyoruz. Bu süreç, kazançlarımızdan çok
kayıplarımızın olduğu, her ne pahasına olursa olsun durdurulması gereken bir
süreçtir. Avrupa Birliği kapısındaki sonu olmayan bekleyişin bütün değerlerimize
zarar verdiğini, milli bünyemizi yıprattığını görmekteyiz. Bu süreçte bu
milletin sahip olduğu her şeyi feda etmeye hazır bir tutum içerisinde olan bazı
çevreler, Türk adının, Türk dilinin, Türk kültürünün aşağılanmasına, hor
görülmesine kayıtsız kaldıkları gibi, yıllardır Türk'e besledikleri kinlerini
oluşan bu ortamda olduğu gibi kusmakta, Türk'e ait bütün değerleri yok etme
çalışmalarına katkı sağlamaktadırlar.
Özellikle Türk kültürünün Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında 'hakim kültür'
olmaktan çıkarılmaya çalışılması, Türk adının 'kurucu vasfı'nın silinmeye
çalışılması, yıllardır var olan bir kavganın günümüzde daha da şiddetlendiğini
ortaya koymaktadır. Bu kavga; Türk ile gayri Türk arasında yıllardır devam eden
bir kavgadır. Bu kavgada Türk tarafı, son günlerde üst üste darbe yemekte,
varlığını tehdit eden durumlarla karşı karşıya kalmaktadır. Asli-kurucu unsur
olan Türk milletinin bu özelliği hiçe sayılarak, egemenliğini herkesle
paylaşması istenmektedir. Türk kimliği, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde
yaşayan herhangi bir alt kimlik haline dönüştürülmek istenmekte, 'Türkiyelilik'
gibi saçma, yapay bir kimlik Türkler'e de kabul ettirilmeye çalışılmaktadır.
Bizler Türk'üz.. Anlamı; 'Türk'e ait' olan, tapusunu uğruna döktüğümüz kanlarla,
büyük uğraşlarla elde ettiğimiz 'Türkiye Cumhuriyeti' de ebediyen Türk'ün
ülkesi, devleti olarak kalmaya, yaşamaya devam edecektir. Ne Türklüğümüzden
vazgeçeceğiz, ne de devletimizden ve egemenliğimizden.. Türk'ün egemenliğinden
pay isteyenler bunun bedelini en ağır şekilde ödemeye hazır olmalıdırlar.
Bir zamanlar Ankara, kurtuluş umudunun yoğunlaştığı bir merkez, milli
bağımsızlık ateşinin tüm ihtişamıyla yandığı bir yerdi. Buradaki büyük ateş,
Anadolu'daki diğer küçük ateşleri de bünyesine almıştı. T.B.M.M. o yıllarda,
millet egemenliği için çarpan bir yürek, bağımsızlık meşalesini nice zorluklara
rağmen düşürmeden taşıyan bir neferdi. Bu ateşi, millet gönlüne düşüren de o
dönemde Büyük Önder ATATÜRK olmuştu. Milletin bu tam bağımsızlık aşkı sayesinde
yeni bir Türk devleti, Türk'ün ufkuna güneş gibi doğdu.
Aradan yıllar, köprünün altından çok sular geçti. Şimdi ise, özellikle
Başbakanlık'tan çıkan ihanet raporları, T.B.M.M.'nden çıkan ihanet yasaları,
Büyük Önder Atatürk'ün yüce şahsına, hatırasına saygısızlık ve hakaretlerin
artması, değerli görüş ve ilkelerinin tartışılmaya açılması, sorgulanması,
Ankara'daki 'SİYASİ ÇEVRE'nin 'Kurtuluş' yıllarındaki anlayıştan, milli
hassasiyetten ciddi bir şekilde uzaklaştığının birer kanıtı.. Türk'e karşı
yapılan eylem, ATAMIZ'a ve sahip olduğumuz değerlere yönelik saygısızlık,
bağımsızlığımıza, egemenliğimize vurulan darbe, teröriste yapılan koruma ve
ikram, bugün başbakanlığı ve meclis binasını işgal etmiş insanların
meşruiyetlerini hızla kaybetmelerine sebep olmaktadır.
Türkçüler olarak, Türk devletini, Türk Cumhuriyeti'ni hedef alan bu
faaliyetlerin durdurulmasını istiyoruz. Özellikle anayasanın değiştirilemez
maddelerinden herhangi biri değiştirilir ya da ciddi bir şekilde değiştirilmesi
teklif edilirse tepkimiz kesinlikle 'söz'le olmayacaktır. Meşruiyetinizi daha
fazla kaybetmeyin!
Son söz;
Yaşasın Devlet, var olsun Türk milleti..
Salur Beğ
12 Kasım 2004