|
SURİYE'DE YAŞAYAN TÜRKLER |
9. yüzyılda Tolunoğulları döneminde ilk defa Türk hakimiyetine giren Suriye, 11.
yüzyılda Selçuklu Türkleri'nin, 1260'a doğru Memlûk Kıpçak Türkleri'nin eline
geçmiş, 1516 yılında Yavuz'un bu ülkeyi fethetmesiyle Osmanlı hakimiyetine
girmiş ve 850 yıllık Türk idaresinden sonra 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr
Anlaşmasıyla Osmanlı Devleti'nden koparılarak Fransız kontrolüne bırakılmıştır.
Bugünkü Suriye 17 Nisan 1946 yılında bağımsız bir devlet haline gelmiştir.
20. yüzyılın ortalarında çok sayıda Suriye Türkü Araplaşmış, böylece bu ülkede
yüz yıllardır süren asimilasyon son dönemde de devam etmiştir.
Oğuz Türkleri'nin ve Memlûk Kıpçakları'nın torunları olan Suriye Türkleri'ne
Bayır-Bucak Türkleri de denilmektedir. Türkler bu ülkede azınlık olarak kabul
edilmemekte ve kayıtlarda Müslüman olarak geçmektedirler. Halk arasında ise
Türkmenler olarak adlandırılmaktadırlar.
Suriye'de Bayat, Afşar, Karakeçili, İsabeğli, Musabeğli, Elbeyli, Akar, Hayran,
Çandırlı, Sincar gibi Türk boyları yaşamaktadır. Bu Türk boyları ile
Anadolu'daki uzantıları olan Türk boyları arasında inançlar, gelenekler ve
folklorik pratikler bakımından çok önemli benzerlikler tespit edilmiştir.
Suriye Türkleri, ferdi kaçışların dışında, 1945, 1951, 1953 ve 1967 yıllarında
Türkiye'ye toplu olarak göçmüşlerdir. Sayıları kesin bilinmeyen bu göçmenler,
Kırıkhan, İskenderun ve Adana'ya yerleştirilmişler ve 1977 yılında Kırıkhan'da
1994 yılında da İskenderun'da "Bayır-Bucak Türkleri Yardımlaşma Derneği"
kurmuşlardır.
Suriye'nin Akdeniz kıyılarında, başta Lazkiye şehir merkezi olmak üzere Basit,
Bayır, Behlüliye, Kesap nahiye ve köylerinde; Halep şehir merkezi, Kürtdağı,
Cerablus, Mümbiç, Musabeyli, Azez nahiyeleri ve yörelerinde, ayrıca Humus
merkezinde Türkler yaşamaktadır.
Bu şehir ve nahiyelere bağlı Türkler'in yaşadığı köy sayısı ise yörelere göre
şöyledir: Lazkiye vilayet merkezi ve Kesap Nahiyesi'ne bağlı 6; Bucak bölgesinde
sahil boyunca 84; Behlüliye Nahiyesi'ne bağlı 12; Bayır Nahiyesi merkezine bağlı
Kebeli'nin kuzeyinde 27, doğusunda 8, güneyinde 11; İncesu'nun batısından güneye
doğru olan bölümünde 20, doğusunda 17; Cebeli Sema'nın doğusunda nahiye merkezi
ile 16; Kilis'in güneyinde Azez Kazası'na bağlı, Azez ile Aferin Suyu arasında
17, Azez'in doğusunda 29, güneyinde Halep'e bağlı 3; Çobanbeğ Nahiyesi'nde
Mümbiç Kazası'na doğru 54, aynı kazanın güneyinde 15; Baraklı Oymağı'ndan
Cerablus Nahiyesi'ne bağlı 26; Sacır Suyu'nun güneyinde 23; Urfa hudud nahiyesi
Mürşid Pınarı ve Akçakale Kazası'nın güneyine isabet eden ve Belih Irmağı'na
kadar uzanan sahada 59 köy olmak üzere Suriye'de toplam 523 Türk köyü vardır.
Suriye hükümeti, son yıllarda Türkçe yer adlarını Arapça'ya çevirmiştir.
İsabeğli "İseviye", Kabamazı "Belutiye", Tırınca "Ümitüyur", Karınca "Behlüliye"
olmuştur.
Suriye'de yaşayan Türkler'in nüfusu hakkında verilen rakamlardan 100.000 tahmini
bu gün artık eskimiştir. Yakın zamanlarda verilen tahminler ise 500.000,
1.000.000 ve 1.500.000 arasında değişmektedir. Suriye Türkleri tarımla
uğraşırlar. Siyasi ve kültürel hakları büyük ölçüde kısıtlanmıştır.
Bu ülkede Türkçe eğitim yapan okullar olmadığı gibi. Türkleri bir arada tutan
her hangi bir teşkilat da yoktur. Köy ve kasabalarda yaşayan Türkler kendi
aralarında Türkçe konuşmayı sürdürürler. Yüksek eğitim yapan Türkler'in sayısı
çok azdır ve tamamına yakını Türkiye'deki okullarda okumuştur.
Türkçe çıkan yayın organları, 1922'den 1937'ye kadar, sürgündeki Refik Halit'in
de katkılarıyla renklendirdiği, "Doğru Yol" ve "Vahdet"'tir.
Suriye Türkleri, şiveleri ve edebiyatları bakımından Türkiye'nin bir uzantısı
gibidirler. Suriye'de konuşulan ağız da, Hatay bölgesinde konuşulan Türkmen
ağızlarının bir devamı niteliğindedir.