|
TRABZON'DA MİLLÎ ÖFKE |
Biz Türkçüler yıllardır bölücü
çevrelerin, azınlıkların, devlet düşmanlarının günden güne azgınlıklarını
arttırdıklarını ve bu durumun “etki tepkiyi doğurur” prensibi gereği birgün
millî cephe ile gayrı-millî cepheyi karşı karşıya getirmesinin kaçınılmaz
olduğunu anlattık. Muhakkak ki ülkemizde huzur ve sükûnun hakim olmasını
isteriz. Türk Milleti'nin yaşayan en büyük ve güçlü devleti olan Türkiye
Cumhuriyeti’nin çatışmalara sahne olmasını arzu etmeyiz. Ancak isteklerimiz bu
şekildedir diye, Türkçüler ve Türk Milleti vatanına karşı cephe almış olan şer
odaklarına karşı tepkisiz kalacak da değildir. Türk Milleti yurdunun bütünlüğünü
ve tam istiklâlini bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da korumak gayesindedir
ve bu gaye uğrunda her zaman her türlü mücadeleyi vermeye kararlıdır.
Türk Milleti'nin vatan aşkını hesaba katamayan bölücüler, yıllardır
sürdürdükleri yıkıcı faaliyetlerine son zamanlarda hız vermişlerdi. Türk Milleti
ise fırtına öncesi sessizliği hatırlatır biçimde susuyor ve gelişmeleri
izliyordu. Nihayet kürtlerin her yıl gövde gösterisine dönüştürmeye çabaladığı
Nevruz kutlamalarının bu yıl yapılanlarında kürtler Türk bayrağını yakarak hain
emellerini daha da açık bir biçimde gösterdiler. Türk ırkının buna tepkisi sert
oldu. Önce Erzurum’da, daha sonra yurdun her tarafında gösteriler yapıldı.
Bayrağı yakanlara ve bütün vatan hainlerine lanet edildi. Bütün Türkiye,
“Bayrağa uzanan eller kırılsın!” sloganları ile doldu. Sokaklar, caddeler,
binalar ay-yıldızlı al bayraklarla bezendi. Bu olaylar karşısında terör örgütü
PKK’nın destekçisi olduğu bilinen DEHAP adlı partinin büroları bir süre kapalı
kaldı. Ancak tepkilerin azalması ile birlikte aynı şer odakları yine ekranlarda,
gazete köşelerinde ve her yerde bayrak yakma olayının abartıldığını, bunun
kürtlere mâl edilemeyeceğini söylediler ve eski propagandalarını sürdürdüler.
Sinsi plânlarını ve çirkin yüzlerini “demokrasi” ve “barış” maskeleri ile
saklayabileceklerini düşünerek bildikleri yolda devam ettiler. Güvendikleri
kurum ise her zamanki gibi Avrupa Birliği idi. Türkiye AB’ye girmeye çalıştığı
için kendilerini ebediyen güvende kalacak zannediyorlardı.
Bütün bölücüler gibi “insan haklarını” savunduğunu iddia eden bir grup ise
kendilerine propaganda ve eylem alanı olarak Trabzon’u seçtiler. Devlet
aleyhinde suç işleyenlerin serbest bırakılması gayesindeki bölücü şahıslar
Trabzon/Merkez’de bu amaçla bildiri dağıtmaya başladılar. Ancak zaten son
olaylardan dolayı sinir katsayıları yükseklerde seyreden Trabzon’un milliyetçi,
vatansever halkı buna müsamaha göstermedi ve bildiri dağıtanları kovalamaya
başladı. Bölücü grup bir iş hanına sığınarak yasadışı sloganlar atmaya
başlayınca halkın tepkisi yoğunlaştı ve birden bire binlerce kişi olay yerine
toplandı. Bölücü gençlere hak ettikleri cezayı vermek amacı ile toplanan
binlerce Türk, polis tarafından dahi durdurulamayınca olay yerine takviye
birlikler geldi ve nihayet eylemcileri kalabalığın elinden kurtaran da Türk
polisi oldu. O Türk polisi ki, yıllardır bu bölücüler tarafından “faşist”,
“katil” ve benzeri ithamlarla suçlanmaktaydı. İşte Türk ırkının damarına basmak
böyle sonuçlandı ve bölücü hainler kötüledikleri polise sığınmak zorunda kalarak
tam mânâsı ile “rezil” oldular.
DHKP-C terör örgütünün mensubu olan ve daha önceden de benzer sabıkaları bulunan
Zeynep Erduğrul, Nurgül Acar, Emre Bakır ve Çetin Güven adlı bu bölücüleri Türk
Irkı'nın intikamından Avrupa Birliği kurtaramadı. Yine Türk’ün gücü olan Türk
polisi kurtardı. Kendilerine dikkatli olmalarını tavsiye ederiz, polis her zaman
bu kadar başarılı ve kendileri her zaman bu kadar şanslı olamayabilir.
Türk Milleti'nin artık vatanına, istiklâline, bayrağına, kutsal değerlerine,
varlığına, güvenliğine saldıran vatan hainlerine tahammülü kalmamıştır. Bu
gerçek kendisini Trabzon’da millî bir öfkeye dönüşerek en açık biçimde
göstermiştir. Bölücülerin hedefleri ne olursa olsun Türk ırkı bütün bu oyunları,
bütün bu tuzakları bozmaya muktedirdir. Bu yüzden asil milletimiz adına bir
ihtar da biz verelim: Siz, niyeti bozuk vatan hainleri! Amaçlarınıza ulaşmanıza
imkân yoktur. Bu yüzden, vazgeçin bu sevdadan. Vazgeçin ki Türk Milleti'nin
gazabını üzerinize çekmeyin. Vazgeçin ki Türk’ün demir yumruğu sizi bulmasın. Ve
vazgeçin ki sonra kötülediğiniz, nefret ettiğiniz Türk polisine sığınmak zorunda
kalmayasınız. Kim bilir, belki birgün sizi millî öfkenin elinden polis dahi
alamayacaktır.
Teröristler Hakkında Bilgi:
1) ZEYNEP ERDUĞRUL: İlk eylemi, lise son sınıf öğrencisiyken gitmekte
olduğu ÖSS hazırlık dersanesinde, 10 Kasım günü saygı duruşuna geçmeyi reddedip
Atatürk’e hakaret etmek idi. Dersaneden atıldı. Kazandığı Ankara
Üniversitesi’nden de yasadışı faaliyetler ile gösterilerde bulunmak ve DHKP-C
örgütü üyeliği sebebiyle atıldı. Daha sonra KTÜ iktisat bölümüne başlayan
terörist kız burada da rahat durmadı, okul içinde ve dışında yasadışı
faaliyetler düzenlediği için hakkında soruşturma başlatıldı, sonunda buradan da
uzaklaştırıldı. Daha sonra Trabzon ve Rize’nin çeşitli yerlerinde yasadışı
eylemler organize etti, Rize’de yakalandı ve DHKP-C örgütüne yardım ve yataklık
etmek, Trabzon bölge sorumluluğunu üstlenmek suçlarından ötürü cezaevine girdi.
Sırasıyla Trabzon Bahçecik, Erzurum ve Gebze F tipi cezaevlerinde yatan bu
terörist “AB’ye Uyum” yasalarından faydalandırılarak şartlı tahliye edildi.
Tahliyesinden sonra tekrar Trabzon’da boy göstermeye başlayan terörist Zeynep
sürekli yasadışı eylemlerde bulundu. Daha önce Trabzon meydanda iki defa,
Rize’de bir defa, Tonya’da bir defa halka yasadışı bildiri dağıtırken yine halk
tarafından feci şekilde dövülmüştür ama bu olaylar Türkiye basınına pek
yansımamıştır. Azılı terörist Zeynep şu an DHKP-C Trabzon Propaganda Sorumluluğu
görevini icra etmektedir.
2) NURGÜL ACAR: KTÜ Bilgisayar ve Programcılığı MYO 2. sınıfta okuyor. DHKP-C ve
Trabzon Gençlik Derneği kurucu üyesi.
3) EMRE BAKIR: DHKP-C ve Trabzon Gençlik Derneği kurucu üyesi.
4) İHSAN ÖZDİL: Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Amasya Sosyal Bilimler Bölümü
öğrencisiydi, atıldı. DHKP-C ve Trabzon Gençlik Derneği üyesi.
İhsan Özdil’in benzer suçtan dolayı cezaevinde yattığı ve henüz bir hafta önce
çıktığı öğrenildi.
5) ÇETİN GÜVEN: DHKP-C ve Trabzon Gençlik Derneği kurucu üyesi.
Türk Şad
8 Nisan 2005