|
TÜRK GENÇLİĞİ GÖREVE! |
17 Aralık tarihi geldi ve geçti. Bu tarihle
birlikte Türk milletini yok etmeye yönelik eylem planı da yürürlüğe girdi. AB
tarafından müzakere için Türkiye’ye 3 Ekim 2005 tarihinin verilmesini bir zafer
havasında sunmaya çalışanlar bu gerçeği bilmiyorlar mı, göremiyorlar mı? Elbette
ki, biliyorlar. Sevinç gösterilerinin hepsi sahte, hepsi Türk milletini
yanıltmaya yönelik.. AB'ye 'tam üyelik' sağlanmış gibi bayram yapıyorlar. Ortada
ise kaybedilenler ve çiğnenen milli onurdan başka bir şey yok!
Düzenlediği basın toplantısında Tayyip tarafından söylenen şu ifade dikkatimi
çekti, "isteklerimizin tamamının karşılandığını söylemek zor, ama başardık."
Bunun Türkçesi şudur; "isteklerimiz yerine getirilmedi, ama milleti
oyalayabilecek, milleti aldatabilecek kadar elime imkan geçmiş oldu, AB'ye
teşekkür ederim.".. 2005'in Ekim'ine kadar bu hükümet milleti meşgul edecek
malzemeyi Avrupa'dan temin etmiş oldu. Tayyip'in "başardık" dediği işte budur.
Ekim 2005'e kadar, bugüne kadar hükümet tarafından ne yapılmışsa, o yapılmaya
devam edilecektir. Galiba bu günleri de mumla arayacağız.
Hükümetin kabul ettiği söylenen ön şartlara bakınız:
- Türkiye, rum kesimini tanıyacak.
Türkiye'nin, 'Kıbrıs'ın tamamını temsil ettiği' iddiasında olan rum kesimini
tanıması demek, KKTC'nin varlığını silip atması demektir ki, bu hususun kabulü
mümkün olamaz, olmamalıdır.
- Üyelik sürecinin ucu açık olacak.
Bu, müzakerelerin hayli bir uzun süreceğinin göstergesi.. Bu ayrıca,
müzakerelerin Türkiye için 'tam üyelik'le sonuçlanacağı anlamına da gelmiyor.
Diyebiliriz ki, 2015'e kadar Türkiye'yi oyalayacaklar..
- Serbest dolaşım ve tarım konusunda kısıtlamalar olacak.
Türkler'i Edirne'den öteye geçirmeyecekler. 'AB'ye girersek, iş buluruz'
sevdasında olanlar bu hususu göz önünde bulundurmalıdır.
Tarım konusuna gelince, Türk tarımı çökmenin eşiğindedir. Bu süreç böyle devam
ederse, iyice dışa bağımlı olacağımız gün gibi aşikar..
- Türkiye komşuları ile ilgili sorunlarını çözecek.
Türkiye'nin yunanlılar ile arasında 12 mil- Ege sorunu, ermenilerle sınır
kapısı, sözde soykırım meselesi, araplarla da Hatay ve su meselesi vardır.
Irak'taki kukla hükümetle, dolayısıyla ABD ile de Türk ırkdaşlarımızın
haklarının teslimi konusunda anlaşmazlığımız var. Ama, AB'nin 'Kerkük'teki
Türkmenler'in hakkını koruyun' demiş olabileceğini sanmıyorum. Büyük ihtimalle
belirtilen bu sorun çözme isteği, diğerlerinden çok yunanlılar ile ilgili.. Ege
konusunda bizden istenen şudur; 12 mil'in kabul edilmesi, Ege Ordusu'nun
lağvedilmesi ya da etkinliğinin kırılması. Bunu kabul etmek tam bir intihar
olur.
- Kıbrıs rum bandıralı gemilere yönelik kısıtlamalar kalkacak.
Bu durum, rumların dolaylı yönden tanınması manasına geleceği için kabul
edilmemelidir. Daha doğrusu kabul edilmemeliydi.
- Türkiye'deki azınlık faaliyetleri kısıtlanmayacak.
Bu isteği anlamış değilim. Burada son ortaya çıkarılan yeni azınlıklardan mı
bahsediliyor, yoksa eski azınlıklardan mı? Onu bunu bilmem ama, bahsedilenlerin
Türkler'den daha çok hakka ve faaliyet özgürlüğüne sahip olduğu bir gerçek..
- Heybeliada Ruhban Okulu açılacak. Patriğin 'ekümenik' sıfatı kabul edilecek ve
bu sıfatın kamusal alanda kullanımı sağlanacak.
'Dinler arası diyalog' diye tepinenler bu son durumdan ötürü hayli mutlu olurlar
herhalde.. Hükümetin tavrı, AB sürecinden önce de belliydi. ABD'deki beslemenin
emri, eninde sonunda yerine getirilirdi. Kilise açan, misyonerlere yol veren
hükümetin yeri geldikçe 'din-imandan' bahsetmesi de hayli ilginç..
- Alevilik tanınacak, Cem Evleri dini merkez kabul edilecek, din eğitimi gönüllü
olacak.
Özellikle Türk Alevi vatandaşlarımızın hakkının teslimini isteriz. Bu ayrı
mesele.. Lakin AB'nin Alevileri dini azınlık yapmaya çalışması, amaçları için
kullanmaya çalışması hoş değildir, kabul edilebilir bir durum da değildir.
- Güneydoğu'daki koruculuk sistemi kalkacak.
Bu istek, kürt terörist örgüt pkk'nın isteğidir. Korucu sisteminin kalkması,
terörist örgütün işine yarar. Bu isteğin devamı da şudur, Özel Tim mensuplarının
da bölgeyi terk etmesi.. kürt özerk bölgesi (!) mi oluşturulmak isteniyor?
- ermenistan sınırı açılacak, sözde ermeni soykırımı tanınacak.
ermeni sınırının açılması, ermenilerin işgal ettikleri Türk Yurdu Karabağ'dan
çıkana kadar mümkün değildir. ermeniler, işgal ettiği Türk topraklarından derhal
çıkmalı, oluşturduğu zararlar için tazminat ödemelidir. Bahsi geçen sözde
soykırımı yapmış değiliz. Yapmadığımız bir şeyi kabul edecek durumumuz yoktur.
Tarihi kaynaklar ermeni iddialarının tersini söylüyor. Gerçek şudur; ermeniler,
Türkler'i katletmiştir.
- Yapılan anayasa reformlarına rağmen, 1982 anayasasında köklü değişiklikler
gerekmektedir.
Başbakanlığa bağlı İnsan Hakları Üst Kurulu'nun hazırladığı, hükümet destekli
raporda anayasanın değiştirilmesi mümkün olmayan maddelerinin değiştirilmesi
istenmişti. Şimdi bazı kürtler bu maddelerin değiştirilmesi talebi ile imza
topluyorlar. Bu ihanete sessiz kalmayacağız.
Anayasa değişikliklerinden kasıt, anayasadan Türkler'in asli-kurucu kimliğinin
çıkarılmasıdır. Anayasanın 6. maddesi de değiştirilmesi istenilen bir maddedir.
Egemenliğin AB'ye bağlanması isteniyor.
- İşkence konusuna dikkat edilecek.
Avrupa, önce kendine çeki düzen versin. Avrupa'da yaşayan Türkler'e nasıl
davranıldığını biliyoruz. Avrupa'da bu davranışın sebebi olarak Türkler'e karşı
ırkçı bir yaklaşımın var olduğunu da biliyoruz. Dünya'da insan hakları
ihlallerinin en çok yaşandığı yerlere en ufak bir söz edilmezken Türkiye'de
böyle saçmalıkların var olduğunu iddia etmek, Türkiye'deki işbirlikçilerin
iddialarını desteklemek maksatlıdır.
- Seçim sistemindeki yüzde 10 barajı aşağıya çekilecek.
Bu baraj sistemi ile kürtlerin meclise girmesi pek mümkün gibi görünmüyor. Baraj
aşağı çekilmeli ki kürt teröristler meclise partileri ile birlikte girsinler.
- Yetkin ve bağımsız bir yargı sistemi oluşturma çabaları devam edecek.
Avrupa yargı sistemi çok mu bağımsız? Görüyoruz, ne kadar bağımsız yargı
sistemleri olduğunu..
- Güneydoğu'da boşalan köylere dönüşler konusunda planlar geliştirilecek.
Güneydoğu'daki kürtlerin demografik dengesi bozulmamalı.. Avrupalı bunu istiyor.
İkide bir müfettiş gibi Türkiye'ye denetim için gelen AB'lilerin Güneydoğu için
'kürdistan' ifadesini kullanmalarını da hatırlatırım.
- Müzakereler ancak 2014 yılından sonraki mali perspektifinin tanımlanması
ardından sonuçlanabilir.
Yani, 2015'e kadar Türkler'in boğazına geçirilen ip, biraz daha sıkılacak.
Görüyorsunuz ki, içişlerimize çokça müdahale var. Kabul edilmesi mümkün olmayan
bir çok husus var. Bunları kabul eden kesinlikle vatan hainidir. Bunun da altını
çiziyorum. GAP'ı bile Türkler'e bırakmayı istemeyen, 'Fırat'ı ve Dicle'yi
uluslararası bir komisyona bırakın' diyen bir zihniyetle karşı karşıyayız.
Türkler artık bir varoluş kavgasının içindedir. Bu kavga eğer ki Türk tarafının
yenilgisi ile sonuçlanırsa, bizi bu topraklarda yaşatmazlar. Bu dünde böyleydi,
bugün de böyledir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün mücadelesi ne için
yapılmıştır? Büyük Bozkurt, bazı kişilerce ingiliz mandasının, amerikan
mandasının savunulduğu, aynı zamanda ülkenin işgal edildiği o tarihlerde kolayı
seçebilirdi. Bağımsızlığınızı bir kenara bıraktıktan sonra köleliğe razı olmak,
bir sömürgeci ülkenin himayesine girmek yani o ülkenin sömürgesi olmak çok
kolaydı. Ama Atatürk zoru seçti, mandayı reddetti, 'tam bağımsızlık' dedi. Bu
uğurda yapılan mücadelenin lideri oldu. Bu uğurda nice canlar kaybedildi, nice
bedenler düştü toprağa.. Sonuçta zafer; Atatürk'ün, Türk milletinin oldu. Bu
mücadeleye birazcık saygısı, Atatürk'e, şehitlere birazcık sevgisi olan, bugün
yaşadığımız bu olaylar karşısında sessiz kalamaz. Bu kötü gidişe artık 'dur'
demeli, Ata'nın emanetini korumalıyız.. Türk gençliğinin üstüne düşen görev
budur. Atatürk'ün emanetini, milli onuru çiğnetmek mi, yoksa korumak mı?
Kararınızı veriniz.
Salur Beğ
18 Aralık 2004