TÜRK YARGISINA MÜDAHALE


Son günlerde bir müdahale tartışması var. Bugün çıkıp “Türk yargısına müdahale var; ‘muhalefete, YÖK'e, rektörlere yuh olsun!’ ” diyenler, dün neler yapmışlardı, bir kere daha hatırlayalım.

Biliyorsunuz, akp yetkilileri seçim meydanlarında "dokunulmazlığı kaldıracağız" diye bağırıyorlardı. Ne oldu? Seçim oldu, bitti. Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran akp, dokunulmazlığı kaldırmayacağını, çünkü 'yargıya güvenmediğini' söyleyiverdi. Meclis çoğunluğunu elde eden bir parti Türk yargısına güvenmiyordu. Ne korkunç?

Oy çokluğuna sahip olan akp'liler, Türkiye'de istediği iktidarı bir türlü elde edemiyorlardı. Bunun için AB'ye, AB isteklerine boyun eğdiler. Ama AB'nin istekleri bitmek bilmiyordu.

Terörist Leyla Zana ve çetesinin salıverilmesi için AB baskıları had safhadaydı. Bu baskıdan dolayı hükümet Türk yargısına, Türk yargıçlarına salıvermenin sağlanması için bazı imalı açıklamalarda bulundular. Ne oldu? Zanagiller serbest kaldı. Abdullah Gül'ün ve Bülent Arınç'ın misafiri oldular. Fakat, görüşme talebinde bulunan Şehit Aileleri ise Başbakanlıktan hakaret edilerek kovuldu.

AB, Türk yargısını elinin kolunun bağlanması için TCK'da düzenlemeler istedi. Yeni TCK, bütün eleştirilere rağmen apar topar çıkartıldı. Cumhuriyet Savcıları'nın eli kolu bağlandı, güvenlik kuvvetleri görev yapamaz oldular. Suç oranları arttı. Kimse 'bu müdahaledir', demedi.

Bir kaç ermeni dostu, ermeni yalanları konferansı düzenleyeceklerini söylediler. Türk yargısı gereken müdahaleyi yaptı, devlete sahip çıktı. Ne oldu? Adalet Bakanı Cemil Çiçek başta olmak üzere bütün akp'liler ermenilere, ermeni dostlarına yol gösteren açıklamalar yaptılar. Hatta Tayyip, Türk yargıçları için 'bunların kafası basmıyor' dedi. Sonunda Türk yargısının verdiği karar hiçe sayılarak, suç işlenerek, bu hain konferans başka bir üniversiteye taşındı.

Bir yazar Nobel Edebiyat Ödülü’nü alabilmek için Türkler’e hakaret etti. Yazara ‘Türklüğe hakaretten’ dava açıldı. AB, ABD bu yargılamanın doğru olmadığını söylediler. Yargılamanın son bulması için şimdilerde emir üstüne emir yağdırıyorlar. ‘Bu müdahaleye izin vermeyiz’ diyen bir tane akp’li bile çıkmadı. Ne yaptılar? Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, -rüyasında görmüş gibi- yazarın davayı kazanacağını, olmazsa üst mahkemelerin olduğunu söyleyerek ‘öyle müdahale olmaz, böyle olur’ dedirtecek türden açıklamalar yaptı. Diğerlerinin de buna benzer açıklamaları var.

Kendilerine 'dur' diyen olmadığı iyice şımaran akp, Türk üniversitelerine de el attı. Ne de olsa seçimlere az kalmıştı. Seçim yatırımı olarak Van'daki mürtecilerin ricası kırılmadı, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü, 'çete kurma, ihaleye fesat karıştırma' iddiasıyla kelepçelendi, cezaevine konuldu. Kurulan bu çete ne işle meşgul oluyordu, lideri kimdi, kaç kişiden oluşuyordu? YÖK'ün izninin alınmasına gerek duyulmaması için bu yola başvurulmuştu. Sonuç; bilime kelepçe vuruldu. Bu olumsuzluğa, haksızlığa sesini yükseltenler ‘yargıya müdahale edenler’ oldu, akp ise aradan sıyrıldı.

Birkaç tane örnek verdim. Bunun gibi daha nice olay var. Verdiğim bu örnekler, hatırlatmalar sadece yargıya müdahale ile ilgili.. Bunun dışında diğer erk’lere de müdahale örnekleri vardır. O da ayrıca yazılması, ele alınması gereken bir konu..

Unutmadan söyleyelim; yargıya müdahaleler bazı cezalandırmalar, bazı ödüllendirmeleri beraberinde getirdi. 'ermeni Konferansı'na izin vermeyen, devletin onurunu kurtarmaya çalışan İstanbul 4. İdare Mahkemesi Başkanı Saadettin Yaman görevinden alınarak, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi üye hakimliğine atandı. Yani cezalandırıldı… Rektör Prof. Dr. Yücel Aşkın ile ilgili soruşturmayı başlatması için savcıları görevlendiren Van Cumhuriyet Başsavcı Vekili Muharrem Morgül de Kahramanmaraş’a Başsavcı olarak atandı. Aynı savcı rektörün evinin aranması kararını da çıkarmıştı. Sonuç; Başsavcı oldu, yani ödüllendirildi… Bir tarafta ödüllendirmeler, bir tarafta cezalandırmalar.. Burada önemli olan, akp tarafından neyin ödüllendirildiği, neyin cezalandırıldığıdır.

Müdahalenin kimler tarafından yapıldığı sanırım anlaşılmıştır. Birileri lütfen Yüce Türk yargısından elllerini çeksinler!

Saygılar…

Salur Beğ


23 Ekim 2005