|
TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR! |
Türkler, Anadolu coğrafyasına adım attıktan itibaren bu toprakları kanlarıyla,
canlarıyla, kültür-sanatlarıyla 'vatan' yaptılar. Türkler'in hakimiyetine
girmesiyle birlikte bu topraklar, 'Türkiye' olarak anıldı. Yani Türkler'e ait,
Türkler'in yaşadığı topraklar manasında.. Virane olmuş, terkedilmiş, ama geniş
topraklara sahip Anadolu, Türkler'in gelişiyle birlikte hızlı bir şekilde
ilerleme ve gelişme kaydederek, Türk medeniyetinin Ata topraklarından sonra II.
merkezi haline dönüştü. Anadolu'nun her köşesinde, her karışında, toprağın
üstünde-altında Türk'ün izine rastlamamak mümkün değildir. Zira, Anadolu'nun en
ücra köşesinde bile Türk medeniyetinin, varlığının izleri, yaşayan abideleri
vardır.
Türk, bu toprakları 'vatan' yaparken, imar ederken, bir yandan da dış
saldırılara karşı yüzyıllar boyu canla başla savundu. Toprağına yad ayağının
değmesine mani oldu. Bu toprakları vatan yaparken de, korurken de kimseden
yardım talep etmedi. Bugün, çıkıp dışardan beslenen birilerinin atalarının,
dedelerinin de bu uğraşa dahil olduğunu iddia etmesi gerçekten komik.. Biz
Türkler, bu iddiaların sebebini gayet iyi biliyoruz. Türk'ün bu topraklarda
bulunması, asli unsur olması, birilerini ciddi manada rahatsız ediyor. Türk,
Anadolu'ya, Anadolu'dan Avrupa'ya ulaştığından beri birilerinin 'Şark Meselesi'
diye adlandırdıkları durum ortaya çıkmış, Türk'ün bu toprakları terketmesi için
yoğun bir çaba başlamıştır. Bu çabanın günümüze çeşitli yansımaları oldu. Son
günlerde en çok üzerinde konuştuğumuz meseleler de bunlar...
Türkler'in asli unsur olmasının haksız bir durum olduğunu savunan insanlar
çoğalıyor. Türk sayesinde yaşamış, asalaklıktan başka bir şey yapmamış etnik
döküntülerin günümüze taşıdığı bir iddia haline dönüştü; bu toprakların yalnızca
Türkler'e ait olmadığı iddiası.. Bu iddiaları Türk düşmanı Avrupalı amcaları da
madden-manen desteklemiştir, halen destekliyorlar. Günümüzde gelinen noktada
ise, bu iddianın Türkler'ce kabulu ve hukuki düzenlemenin bir an önce yapılması
istenir hale gelmiştir. Türk Tarihi'nde örneğini göremeyeceğiniz, Türk'ün
karakterine aykırı bu durum, bugün Türkler'e birtakım zorlamalarla,
oldu-bittilerle kabul ettirilmek isteniyor. Türk Tarihi'ne bakarsanız, Türk'ün
kurduğu devletlerde mevcut egemenliğini diğer milletlerle paylaşmadığını
görürsünüz. Asli unsur hep Türkler olmuştur. Bundan sonra da bu durumun
değişebileceğini sanmıyorum.
Bugün oldu-bittilerle, zorlamalarla Türk'e kabul ettirilmek istenen egemenliği
paylaşması meselesidir. Türkler'in kurucu oldukları, asli unsur oldukları bir
ülkede haklarından feragat etmeleri, bu haklarından etnik unsurların, özellikle
kürtlerin de yararlanmasını kabul etmeleri isteniyor. Uyum yasalarıyla birlikte
cesaretlenen kürtler tarafından son günlerde seslendirilen de budur. Daha düne
kadar terörist örgütlerin uşaklığını yapanlar, bugün başımıza barış, sevgi
kelebeği kesilip, "Örgütün eylemlerini durdurmasını istiyorsanız, kürtleri de
asli unsur olarak kabul edin" diyorlar. Bu hususu kabul edersek toplumsal barış
olacakmış. Ortada terörist bir örgüt ve gerçekleştirdiği terörist eylemler var.
Hangi toplumsal barıştan söz ediliyor? Huzur ortamını bozan kimdir? Terörist
örgütün amacı, kimlerden beslendiği bu kadar ortada iken, örgütlerle mücadele
yolu belli iken, örgütün savunduğu ilkeleri kabul edip, eylemlerin kesileceğini
beklemek hangi güçlü devletin yapacağı bir iştir? Silah bırakmayan teröristleri
bekleyen sadece bir durum olabilir, o da ölüm!
Bugüne kadar hep başımıza bela olmuş, Osmanlı döneminde hainliği tescillenmiş,
Kurtuluş Savaşımız'da hainlik yapmış, zararlı cemiyetler oluşturmuş tescilli
hainleri, keçi çobanlarını şimdi hiç hakları olmadıkları bir devlete ortak
edeceğiz. Bu isteniyor; bayrağımızın değiştirilmesi, marşımızın değiştirilmesi,
ülkemizin isminin değiştirilmesi isteniyor. Hiç olmazsa federe yapıyı kabul
etmemiz isteniyor. Olacak şey midir bu?
Türkiye'de Türkler'in bugünkü oluşan manzarada en ufak bir etkisi, katkısı
olmamıştır. Artık adına ne derseniz deyin.. Biz Türkçüler olarak, "TÜRKİYE,
TÜRKLERİNDİR" dedikçe, birileri de Türkçüleri bugünlerde bölücülerin ekmeğine
yağ sürmekle ve hatta bölücülükle suçlamaktadır. Bunu kesinlikle kabul
etmiyoruz. Etnik milliyetçiliğin kuruluş ve faaliyetleri ile Türkler'in ne gibi
bir ilgisi olabilir. Türkçüler olarak, bütün bu tehditlere karşı milletimizi
koruma duygusuyla hareket ediyoruz. Peki, manzara nedir, neleri yaşıyor, neleri
görüyoruz? Yazının girişinde de bahsettiğimiz üzere, görünen şudur; Türkiye'de
dün kendilerine kucak açılan ne kadar etnik grup varsa, bugün Türk'e
diklenmekte, Türk'ün bulunduğu konumu yok etmeye çalışmaktadır. Birileri çıkıp
bugün Türk devlet anlayışını, hakimiyet anlayışını ve Atatürk'ü
sorgulayabilmektedir. ABD menşeli bir raporda; "Kuruluş aşamasında etnik
grupların tanınmaması ırkçı, şovenist bir yaklaşımın ürünüdür. kürt problemini,
bugünkü Türk devletinin kuruluşunda verilen hatalı kararlar yaratmıştır. Türkler
asli unsur olmuş, bu da devlet ideolojisi olarak benimsenmiştir. Devletin bu
sorun yaratan ideolojiyi bir an önce terketmesi gerekir" şeklinde görüş beyan
edilebiliyor. Yani ne demek istiyorlar? Türkler'in hakim olduğu bir ülkeyi,
Türkiye Cumhuriyeti olarak değil 'Mozaik Cumhuriyeti' olarak ilan edecektiniz
diyorlar. Bu doğrultuda en azından kimliklerin tanınması, devletçi
merkeziyetçilikten vazgeçilip bölgesel idarelere ve özerkliliklere gidilmesi de
isteniyor.
Yapılacak olan nedir?
Bugün Türkiye'de dış odakların da desteğiyle sürekli artış gösteren, hız-güç
kazanan bir etnik milliyetçilik sorunu vardır. Bugüne kadar atılan kardeşlik
nutukları tutmamıştır. Bu insanlar, bugün azınlık psikolojisi ile hareket edip,
azınlık haklarının teslimini istemektedirler. Madem, bugüne kadar atılan boş
nutuklar tutmamıştır, ülkenin birliği, dirliği tehlikeye düşmüştür, yapılacak
olan nedir? Türk milletine olabilecekleri, olanları doğru aktarıp tepki
vermesini sağlamak en akıllı, en sağlam iş olacaktır. Milletten gerçekleri
gizleyerek nereye kadar gidilecektir? Dün de yaşadık, biliyoruz.. Tarih önümüzde
tüm ibretlik olaylarıyla duruyor, neyi yapıp, neyi yapmamamız gerektiğini
anlatıyor. Dün sırtımızdan bıçaklanmıştık, bugün yine sırtımızdan bıçaklanmak
istemiyoruz.
Aynı hatayı tekrarlamayacağız.. Aynı hatayı tekrarlamak, Genç Türkiye
Cumhuriyeti'ni toprağın altına sokmak isteyen gayrı Türkler'le olduğu kadar,
kanı şüpheli aklı evvellerle de mücadelemizi sürdüreceğiz. Türk'ün egemenliğini
yaralayan hiçbir talebi kabul etmeyeceğiz. Kimseye verecek bir toprak parçamız
olmadığı gibi, paylaşacak hiç bir şeyimiz de yoktur. Bu böyle bilinsin..
Biz Türkçüler, Türkler'in asli-kurucu unsur olarak konumunun devamından,
Türkiye'nin üniter yapısının, laik düzeninin korunmasından yanayız. "TÜRKİYE,
TÜRKLERİNDİR" diyoruz.
Saygılar.
Salur Beğ
12 Temmuz 2004