|
TÜRKLER'E SOYKIRIM MI YAPILIYOR? |
Gündemimizi meşgul eden -aslında etmeyen- birtakım olaylara şahit oluyoruz son
birkaç aydır. Bilmem sizlerin de dikkatini çekiyor mu? Benim burnuma pis kokular
gelmeye başladı. Öyle ya, karşımızdaki düşman bırakın savaş kurallarına uymayı,
insanlıktan bile nasibini almamış, İngilizlerin "sub-human" dediği cinsten bir
vahşiler topluluğu.
Bundan kısa bir süre önce Trakya Üniversitesi'nde, yani Edirne'de bebek ölümleri
meydana gelmeye başladı ve birçok bebek daha yaşamla tanışamadan veda etti.
Uzmanlar böylesine bariz ölümler hakkında tatmin edici bir sebep sunamadılar. Bu
konu hala kafamızda bir soru işaretidir. Ölenler daha yeni doğmuş bebeklerdi ve
sağlıklı yaşayabilmeleri için her türlü koşul ve sağlıklı bir ortam mevcuttu.
"Hastane enfeksiyonu" denilen meret beni ikna etmedi ve eminim ki birçok Türk
kişisini de ikna etmemiştir. Yalnız "serratia" isimli bakterinin ölümlere neden
olduğu ve bunun da ülkemizde ilk kez görüldüğü açıklandı. Yeni doğan
ünitesindeki ölümlerin sebebi uzun araştırmalardan ve olayın üzerine gitmelerden
sonra bu şekilde açıklanmaya çalışıldı.
Çok uzun bir zaman geçmeden bu sefer Manisa doğum ve çocuk bakımevi hastanesinde
benzer ölümler görülmeye başlandı. Yeni doğan bebekler bir bir sebebi bilinmeyen
bir nedenden ölüyorlardı. Burada da yapılan araştırmalar sonuç vermedi ve sonra
ismini bile hatırlamadığım bir bakterinin neden olduğu açıklandı. Her ne ise..
Bebekler bir bir hayata veda ediyorlardı.
Tam bu sıralarda Tokat ilimizde bir kene salgını baş gösterdi: "Afrika Kongo
Kanamalı Ateşi" adı verilen ölümcül hastalığa yakalanan bu kene tarlalarda
çalışan köylüleri ısırıp zehrini akıtarak ölümlerine neden oluyordu. İlk olarak
20 kadar insanın öldüğü söylendi, ama herkesin söylediğine göre bu sayı
yazılanın çok üzerindeydi. Ben de bu konuyu kendimce araştırdığımda 100 kişinin
üzerinde insanın bu "kene" yüzünden öldüğünü öğrendim. Bu hastalık Tokat,
Yozgat, Giresun illerimizde üç seneden beri kendini gösteriyordu. 2002 yılından
önce hiç görülmemiş, birden ortaya çıkmış ve ölümlere sebebiyet vermişti.
Şimdi biraz düşünelim:
Ortak payda ne?
Salgın hastalıklar ve sonucunda ölümler.
Nerede?
Manisa, Edirne, Tokat, Yozgat, Giresun.
Yani Türk illerinde. Kürtlerin nüfuslarının çok az olduğu ve Türk nüfusun hakim
olduğu illerde. Özellikle dikkat çekmek isterim ki, Tokat ilimiz yıllar önce
nüfus planlaması uygulamasının başlatıldığı yer idi. Oysa ki Tokat doğum
oranının yüksek olduğu bir ilimiz değil, tam tersine neslini sürdürebilecek
ortalama düzeyde doğum oranı olan bir yerdi, ancak varlığımıza göz diken çapulcu
sürülerinin yaşadıkları iller bu uygulamanın yapılmasını hak ediyordu.
Manisa ve Edirne gibi birbiri ile bir bağı olmayan ve birbirine çok uzak olan bu
iki şehirde bebek ölümleri daha önce ülkemizde görülmeyen bir bakteri yüzünden
gerçekleşiyor. Sizce bu da bir tesadüf mü?
Peki bu Afrika Kongo bilmem ne kenesi nereden çıktı? Daha önce duyar mıydınız
tarlalarda bu tür bir şey? Dikkat ederseniz önce ihracatımıza göz diktiler,
musluğumuz kesmek için. Yaş sebzelerimize de gene ilk defa görülen bilmem
nerelerden gelen bir bakteri bulaştı ve birçok ülke ithalatı durdurdu.
Fakat bununla yetinmemiş olacaklar ki, bizlere "post modern soykırım" yapmayı
planladılar ve yaptılar da.
Türk nüfusun hakim olduğu yerlere "keneler" soktular, Türk köylülerini
katlettiler. Daha sonra geleceğimize göz diktiler.
Öyle ya, bebekler doğmadan ölürse 20 sene sonra karşılarında kim kalacak?
Zaten askerlerimizi, mühendislerimizi kurşunluyor, kapkaç yaparak kızlarımızı
bacılarımızı sürükleyerek, üniversiteye giden gençlerimizi trenden atarak
öldürüyorlar. Şimdi sıra bebeklerimize geldi.
Bu aralar Yahudiler ile çok sıkı fıkı oldukları bilinen bu çapulcu sürüsünün bu
bakterileri kimyasal silah olarak nereden bulduğunun cevabı da çok zor olmasa
gerek. Senaryo hep aynı: Türk'ün tüm varlığına, bebeklerine kadar göz diken
Kürtlerin yaptıkları üzerinde dönen bir gerçek.. Ve saldırı metodları da günden
güne değişiyor. Daha düne kadar kıçıkırık silahları ile dağlara çıkan çapulcu
sürüsü, artık yollara mayınlar döşeyip, dolmuşlara c-4 ler koyarak uzaktan
kumandalarla patlatıyorlar.
Bunları tanıyor musunuz?
Bizler çok iyi tanıyoruz.
Kürtler yukarıda yazdığımız kalleşlikleri yaparlar mı sizce?
Cevabı kendiniz verin ki tarih önünde kendi kendinizi yargılayasınız. Zaman en
iyi göstergedir.
Göktuğ
28 Temmuz 2005